Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği; verilen cezayı haketmediğine ilişkindir.

Yapılan incelemede; sanığın, 29.05.2014 tarihinde, Birliğini izinsiz olarak terk ettiği, 27.07.2014 tarihinde yakalandığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; madde bağımlısı olduğu için firar ettiğini beyan etmiştir.

Kovuşturma evresinde dinlenilen psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalâasında, sanığın antisosyal kişilik özelliklerinin olduğunu, madde kullanımının bağımlılık düzeyinde olmadığını, suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğunu, cezai ehliyetinin tam olduğunu ve adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığını beyan etmiş ise de; (Kapatılan) Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 04.01.2017 tarihli ve 2016/649 Esas, 2017/7 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda adli müşahade altına aldırılan sanık hakkında, S.B. Üniversitesi Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 28.03.2019 tarihli ve 1030 sayılı raporda; sanıkta antisosyal kişilik örüntüsü ve geçirilmiş madde kötüye kullanımı tanısı konarak, suç tarihinde yürürlükte olan TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre askerliğe elverişli olduğu belirlenmiştir.

1632 sayılı Kanun'un 66/1-a maddesinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenen bir suç olduğu ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmediği hususları göz önüne alındığında, tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; suç tarihinde askerliğe elverişliliği konusunda şüphe bulunmayan sanığın, birliğinden izinsiz ayrıldığı 29.05.2014 tarihi ile yakalandığı 27.07.2014 tarihleri arasında kesintisiz süren firar suçunu işlediği belirlenmekle, eylemi sabit görülerek Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

19.03.2024 tarihinde karar verildi.