Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği; atılı suçlamayı kabul ettiğine, pişman olduğuna ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uygulanması talebine ilişkindir.

Askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın 12.02.2014 tarihinde vazifesi icabı bulunması lazım gelen Birliğinden hiç kimseden izin almaksızın firar kastıyla hareket ederek tel örgülerden atlayıp Birliğinden uzaklaştığı, sanığın altı haftalık yasal süre içerisinde dönmemesi üzerine soruşturma sırasında sanık hakkında yakalama emri çıkarıldığı, çıkarılan yakalama emrine istinaden 23.07.2014 günü Ordu ilinde polis ekiplerince yakalandığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında firar suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanığın savunmalarında atılı suçu ikrar ettiği belirlenmiştir.

Sanığın Birliğinden firar ettiğine ve yakalandığına dair tutanaklar dosyada mevcuttur.

Merzifon Asker Hastanesinin 24.07.2015 tarihli ve 2482 sayılı sağlık kurulu raporu ile sanığın antisosyal kişilik tanısı ile suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğu tespit edilmiştir.

Merzifon Asker Hastanesi Baştabipliğinin düzenlemiş olduğu adli raporda sanığın suç tarihlerinde ve halen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32/1-2 ve 34 üncü maddelerinden faydalanamayacağı tespitine yer verilmiştir.

Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; suç tarihinde askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyeti konusunda şüphe bulunmayan sanığın, 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a bendinde düzenlenen ve özgü (mahsus) suçlardan olup, yalnızca asker kişiler tarafından işlenebilen, 12.02.2014-23.07.2014 tarihleri arasında kesintisiz sürerek yakalanmakla son bulan firar suçunu işlediği ve savunmalarında da suçunu ikrar ettiği belirlenmekle, eylemi sabit görülerek Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

19.03.2024 tarihinde karar verildi.