Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davadan el çekilmesine karar verilmiştir.
Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, başvurunun kabulüne karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı çocuk ...’in dedesi ... ve babaannesi ...'ın yolcu konumunda olduğu otomobil ile davalı nezdinde ZMSS poliçesi olan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında, dede ve babaannenin vefat ettiğini, davacı çocuk ...’in doğuştan engelli olup özel bakıma muhtaç olduğunu, çocuğun engelli olduğuna ilişkin raporları dosyaya sunduklarını, çocuğun anne ve babasının 07.07.2017 tarihinde boşandığını, boşanma kararının 11.09.2017 tarihinde kesinleştiğini, boşanma kararı ile çocuğun velayetinin babası...’a verildiğini, çocuğun babasının çalıştığını ve özel bakıma yeterli olamayacağını, bu nedenle kaza tarihinde çocuğun bakımının dede ... ve babaanne ... tarafından üstlenildiğini, çocuğun okul ve ikametinin dede ile babaannenin ikamet adresine taşındığını, bu adresi ve ikameti gösteren davacı çocuğa ait adres bilgi raporunu dosyaya sunduklarını, dede ve babaannenin davaya konu trafik kazasında vefat etmesi sebebiyle çocuğun destekten yoksun kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini toplam 258.936,43 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın tahkimden önce davalıya başvurması sonucu hasar dosyasının açıldığını, hasar dosyasının açılmasını takiben davalı tarafından inceleme devam ederken davacı tarafın eldeki tahkim başvurusunda bulunduğunu, davacı tarafın davalıya yaptığı başvurusunda gerekli belgeleri sunmadığını, bu nedenle başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Hakem Heyetince davacı ile müteveffalar arasında destek ilişkisinin var olup olmadığı hususunda yapılan değerlendirmeler sonrası, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 30 uncu maddesinin 15 inci fıkrasında hakemlerin, sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar verebileceği, aynı maddenin 16 ncı fıkrasında ise hakemlerin görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç 4 ay içinde karar vermeye mecbur olduğu, aksi halde, uyuşmazlık halinin yetkili mahkemece halledileceği hüküm altına alınmıştır. Huzurdaki başvuruda, davacı ile müteveffalar arasında gerçekten bir destek ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususunun tam olarak tespit edilemediği, farazi varsayımlara dayalı olarak yargılamaya devam edilemeyeceği, hakemlerin yalnızca kendilerine sunulan evraklar üzerinden değerlendirme yapabileceği, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yapılan yargılamalarda adli yargıdaki sistemde uygulanan keşif, tanık vb. takdiri delil yollarına başvurma durumunun fiiliyatta komisyon nezdinde yapılan yargılamalarda mümkün olmadığı, söz konusu destek ilişkisinin tespite yönelik olarak dosyamızda yeterli bilgi ve belge ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, benzer olaylarda adli yargıda dahi oldukça uzun ve detaylı bir yargılama safahatı gerektiren benzer davalar göz önüne alındığında; huzurdaki dosyanın, taraflarca iletilen kısıtlı belgeler çerçevesinde dosya üzerinden yapılan yargılama ile sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesinin mümkün olmayacağı, tanık dinlenmesi vb. yöntemlerle daha sağlıklı bir yargılama yapılacağı, ancak komisyon nezdinde görülen ve oldukça kısıtlı bir süresi olan yargılamada tam olarak irdelenemeyeceği değerlendirilmiştir. Hakem Heyetimizce yapılan değerlendirmede, yukarıda detayları belirtilen usuli işlemlerin, süreli tahkim incelemesinde yetiştirilmesinin mümkün olmaması ve adli yargıda görülecek bir davada daha sağlıklı netice elde edilebileceği..." gerekçesiyle davadan el çekilmesine, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 30/12 ve 30/16 ıncı maddeleri uyarınca uyuşmazlığın görevli ve yetkili mahkemede çözümlenmesine, davacının ilgili mahkemede dava açmakta muhtariyetine karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; davacı çocuğun anne ve babasının 11.09.2017 tarihinde boşanmış olduklarını, davacı çocuğun velayetinin babaya verildiğini, velayete istinaden verilen sorumluluk kapsamında, davacı çocuğun engellilik durumu göz önünde bulundurulduğunda özel bakıma ihtiyaç duyması, babanın çalışıyor olması ve babanın, çocuğun özel bakımına yeterli olamayacağı gerekçesiyle çocuğun bakımının dede...ve babaanne ... tarafından üstlenildiğini, işbu sebeple de çocuğun okul ve ikametinin, dede ile babaannenin ikamet adresine taşındığını, mütevaffalar ile davacı çocuğun birlikte ikamet ettiği adresi gösterir adres bilgi raporunun dosyaya sunulduğunu, yine 2016-2017 yıllarında davacı çocuğun dedesi ve babaannesi ile olan ikametine yakın yerdeki Hasan Tan İlkokulu’nda öğrenim gördüğünü gösteren okul evrakının dosyaya sunulduğunu, bu bağlamda kaza tarihinde dedesi ve babaannesinin bakım ve gözetiminde olan engelli ve bakıma muhtaç olan davacı çocuğun kaza nedeniyle destekten yoksun kaldığını ve zararının tazmininin gerektiğini belirterek, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin dosyaya sunduğu belgelere göre davacı çocuk ...’ın velayetinin babasında olması nedeniyle baba tarafından dedesi ve babaannesi ile yakın ilişki içinde olduğu, onlarla birlikte yaşadığı, davaya konu trafik kazası sonucu vefat eden dede ve babaannenin desteğinden yoksun kaldığı kanaatine varıldığı, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, dosya kapsamında alınan 06.04.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporu ile davacı tarafın talep edebileceği tazimatın usulünce hesaplandığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, başvurunun kabulü ile, davacı torun ... için dedesi...’ın hayatını kaybetmesi nedeni ile 80.820,99 TL, babaannesi ...’ın hayatını kaybetmesi nedeni ile 178.115,44 TL olmak üzere toplam 258.936,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının 23.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın gerekli evrakları davalıya tahkim öncesinde sunmadığını, bu nedenle başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan 06.04.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacının anne ve babasının kazadan daha önce boşandığı, velayetinin babasında kaldığı ve babasının da çalışması nedeniyle bakımının dede ve babaanne tarafından karşılandığı düşünülerek davacının ölen dede ve babaannesinin desteğinden mahrum kaldığı varsayımı ile tazminatın hesaplandığını, tazminatın olması gerekenden çok yüksek olarak hesaplandığını, babanın davacı çocuğa olan desteği göz önünde bulundurularak hesaplamanın yapılması gerektiğini, aynı zamanda babanın hangi evde yaşadığı hususu tespit edilmeden hüküm tesis edildiği için verilen kararın hatalı olduğunu belirterek, İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin maddesinin 12 ve 16 ncı fıkraları, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Davacı vekili davalıya sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında, davacı çocuğun dede ve babaannesinin vefat etmesi sonucu çocuğun müteveffaların desteğinden yoksun kaldığını belirterek tazminat isteminde bulunmuş, davalı vekili ise taraflar arasındaki destek ilişkisinin dosya kapsamında sabit olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davacı çocuk ile müteveffalar arasında gerçekten bir destek ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususunun tam olarak tespit edilemediği, varsayımlara dayalı olarak yargılamaya devam edilemeyeceği, hakemlerin yalnızca kendilerine sunulan evraklar üzerinden değerlendirme yapabileceği, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yapılan yargılamalarda adli yargı kapsamında tarafların iddialarını ispat etmek için başvurduğu keşif, tanık vb. delillere başvurma durumunun mümkün olmadığı, söz konusu destek ilişkisinin tespiti yönünden dosya kapsamında yeterli bilgi ve belge bulunmadığı, davacı çocuk ile müteveffaların kaza tarihinde aynı adreste ikamet ettiklerine ilişkin sunulan belgelerin taraflar arasındaki destek ilişkisini kanıtlama bakımından yeterli olmadığı anlaşılmıştır.

Şu durumda, taraflar arasındaki destek ilişkisinin kanıtlanması bakımından, taraflara tüm delillerini sunma imkanı verilmesi ve bu delillerin değerlendirilmesi gerektiğinden, tüm deliller toplanmadan dosya üzerinden verilecek kararın adil yargılanma hakkına aykırı olacağı da gözetilmek suretiyle, belirtilen tüm bu işlemlerin genel yetkili mahkemeler huzurunda gerçekleştirilebilmesi için, dosyadan el çekilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerekmiştir.

2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.

1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.