Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 21.10.2016 tarihinde davacının desteği eşinin davalı ... şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesini yaptığı aracı ile karıştığı tek trafik kazasında vefat ettiğini, davacının eşinin vefatı nedeniyle desteğini yitirdiğini, davalı ... şirketine başvuru yapıldığını ancak olumlu yanıt alınamadığını belirterek açılan belirsiz alacak davası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; poliçe tanzim tarihi, 01.06.2015 tarihli Genel Şartların yürürlüğe girmesinden sonra olduğundan genel şartlar gereğince desteğin kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, işletenin sorumlu olmayacağı bir hususta sigorta şirketinin de sorumlu tutulamayacağını, kusur oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, gelirin resmi belgeler ile ispatı gerektiğini, tazminatın Genel Şartlara uygun hesaplanması gerektiğini, davacının kaza sebebi ile elde ettiği gelirlerin tazminattan düşülmesi gerektiğini, temerrüt faizinin yasal faiz olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, davacı, desteği sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki araç ile tek taraflı olarak yapmış olduğu trafik kazasında hayatını kaybetmesi sonucu destekten yoksun kaldığı iddiası ile aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasını düzenleyen davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunduğu, dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, trafik kazasının davacının desteği olan sürücünün kusuru ile tek taraflı olarak 21.10.2016 tarihinde gerçekleştiği, zorunlu trafik sigorta poliçesi ise 04.03.2016 tarihinde düzenlenmiş olup, davalının sorumluluğunun 01.06.2015 tarihinde yani trafik kazasından önce yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre belirleneceği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.6. maddesi (d) bendinde destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin, teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle kendi kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücü ...'nın tam kusuruna isabet eden destekten yoksun kalma tazminatının sigorta teminatı kapsamında olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin vefat edenin desteğinden mahrum kaldığını, 2918 sayılı Kanun'un 92 nci maddesindeki düzenlemenin 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe girdiğini, meydana gelen kaza bu tarihten sonra meydana gelmiş ise de poliçenin bu tarihten önce tanzim edildiğini, bu nedenle davalının müvekkilinin zararlarını ödemekle yükümlü olduğunu, kaldı ki kusur oranı hakkında inceleme yapılmadan karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 01.06.2015 tarihinden sonra tanzim edilen ZMMS poliçelerine yeni genel şartların uygulanacağı, işleten veya sürücünün kendi kusuruyla vefatı nedeniyle üçüncü kişilere karşı sigortalının (işletenin) sorumlu olmamasına göre sigortacının da sorumlu olmadığı, 2918 sayılı Kanun'un 91 inci maddesinde işletenin 85/1 madde kapsamında oluşan sorumluluğu yönünden ZMMS yapılmasına ilişkin zorunluluk bulunması, 2918 Sayılı Yasanın 85/1 maddesi kapsamı dışındaki zararlar yönünden ise kanunda ZMMS yaptırılmasına ilişkin emredici hüküm bulunmamasına göre, işletenin sorumluluğunda olmayan zararların sigorta teminatı kapsamında olmayacağının genel şartlar ile belirlenebileceği, Kanun gereğince ZMMS yaptırılması zorunlu olmayan hususun genel şartlarda belirtilmesi kanuna aykırılık oluşturmayacağından, sigortanın sorumluluğunun belirlenmesinde nazara alındığı, bu nedenle, ZMMS Genel Şartlarındaki yapılan düzenleme nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru nedeniyle meydana gelen destek zararlarının sigorta teminatı kapsamında olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; poliçenin düzenlendiği tarihte 2918 sayılı Kanun'un 92 nci maddesinde değişiklik bulunmadığını, Kanun'da 26.04.2016 tarihinde yapılan değişiklikten önce 04.03.2016 tarihinde poliçe düzenlendiğinden desteğin kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin poliçe kapsamı içinde olduğunu, kusur oranı hakkında inceleme yapılmadan tüm kusurun sürücü de olduğundan bahisle verilen kararın da yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında vefat eden sürücünün desteğinden yoksun kalan eşinin destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 92 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.