Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının davalıya ait ... Linyit İşletme Müdürlüğü ısı merkezi işyerinde kazan ustası olarak alt işveren yanında 15/10/2004 tarihinde hizmet akdiyle çalışmaya başladığını, aralıksız olarak çeşitli işverenler yanında çalıştıktan sonra davacının iş akdine 13/02/2013 tarihinde haksız yere son verildiğini, buna rağmen iş akdinin feshinde kıdem ve ihbar tazminatları ile çalışıp da hak ettiği yıllık ücretli izin alacaklarının ödenmediğini, müvekkilinin son aylık brüt ücretinin 1.368,18 TL olduğunu, ücret dışında kendisine yemek ve servis yardımı da yapıldığını iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle; alacakların zamanaşımına uğradığını, Kurumlarının 233 sayılı ... hükümlerine tabi olduğunu, bu .... nın 15/1 maddesine göre; sermayesinin tamamı Devlete ait teşebbüsler, işletmelerini müessese halinde teşkilatlandırabilirler. Bu hükme dayanarak, ... Yönetim Kurulunca 12.02.2004 tarih, 27143 nolu karar ile ... Linyitleri İşletmesi -Soma Müdürlüğü'nün ticaret unvanı TKİ Sınırlı Sorumlu ... Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü'ne dönüştürülerek, tüzel kişiliğe sahip olan Müessese Müdürlüğü kurulduğunu, aynı karar ile ... İşletme Müdürlüğünün de ... Linyitleri Müessese Müdürlüğü'ne bağlandığını, 233 sayılı ...'nın 16/1 ve 2. maddelerinde Müesseselerin tüzel kişiliğe sahip olduğu ve ...' da saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olduğunun açıkça belirtildiğini, bu sebeple husumetin ... aleyhine yöneltilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, ... Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğü'ne bağlı ... Linyitleri İşletmesinin ısı merkezi Kazan ustası işinin 4734 sayılı Kamu İhale Yasası'nın 3/g maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edildiğini, bu işe en uygun teklif veren firmalara bu işin verildiğini, işletmeleri ile müteahhit firmalar arasında üst işveren-alt işveren ilişkisi de mevcut olmadığını, işletme iş sahibi(ihale makamı) konumunda olup, müteahhit firma ise yükümünü yerine getirirken işyeri açıp, işçi çalıştırmak durumunda olduğundan, işveren konumunda olduğunu, yani işveren sıfatının ilk defa müteahhit firmaların şahsında doğduğunu, ihale makamı konumundaki işletmelerinin sorumluluğu ise; İş Kanunu'nun 36. maddesinde belirtildiği üzere, müteahhit ve taşeronlarca ücretleri ödenmeyen işçilerin bulunup bulunmadığının kontrolü, ücretleri ödenmeyenler varsa, her hak ediş dönemi için olan ücret alacaklarının üç aylık tutarına kadar olan kesimini müteahhit ve taşeronlardan istenecek bordrolara göre hak edişlerden kesilerek ödenmesi ile sınırlı olduğunu, davacı, kurumlarının işçisi olmadığından kurumlarının da ihbar, kıdem tazminatı gibi haklarından dolayı sorumluluğu olmadığını, davacının, belirli süreli hizmet akti ile müteahhit yanında çalıştığını, bundan dolayı ihbar tazminatı talebinde bulunamayacağını, ayrıca davacının iş akdinin kıdem tazminatı hak ettirmeyecek nedenlerle feshedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
Değinilen Yasanın 120 nci maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.

İşyerinin miras yoluyla intikali 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 599 uncu maddesinde düzenlenmiş, sözü edilen madde hükmünde mirasbırakanın ölümü ile mirasçıların bir bütün olarak mirasa hak kazanacakları açıklanmıştır.
İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye gidilmesi durumunda, bu işlem de bir tür işyeri devri sayılmalıdır. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan tüzel kişi ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır (Yargıtay 9.HD. 22.7.2008 gün 2007/20491 E, 2008/21645 K.). Aynı şekilde daha önce tüzel kişi şirket olan işverenin işyerini bir gerçek şahsa devretmesi de mümkündür. Devralanın şirketin hissedarlarından biri olması da sonucu değiştirmeyecektir. Adi ortaklardan bir ya da bazılarının hisselerini devri de sorumlulukların belirlenmesi noktasında işyeri devri olarak işlem görmelidir.
İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. ... Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir.
Basın İş Kanununa tabi işyerleri bakımından, işyerinin belirleyici unsurlarından olan marka, logo ve yayın imtiyaz hakları gibi maddî olmayan unsurların devri de işyeri devri olarak değerlendirilmelidir (Yargıtay 9. HD., 19.1.2010 gün, 2009/42958 E., 2009/354 K).
Maddî ve maddî olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsurunu olan işçilerin devri de, işyeri devri olarak kabul edilmelidir.
Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır.
4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir.

İşyerine Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu tarafından el koyulması ise işyeri devri niteliğinde değildir. Bu durumda yönetim hakkına müdahale edilmekte veya bankacılık faaliyetleri askıya alınmaktadır.
Yine özelleştirme işlemi sonucu kamuya ait hisselerin devri de işyeri devri olarak değerlendirilemez. Özelleştirmede işyeri aynı tüzel kişilik altında faaliyetini sürdürmekte sadece kamuya ait hisselerin bir kısmı ya da tamamı el değiştirmektedir. Bununla birlikte, tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesi işyeri devri niteliğindedir (Yargıtay 9.HD. 8.7.2008 gün ve 2008/25370 E, 2008/19682 K.).
İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez.
İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri ... koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Dairemizin kökleşmiş kararlarına göre işyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. İşyeri devrinin ... koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı belirlenmelidir (Yargıtay 9.HD. 27.10.2008 gün 2008/29715 E, 2008/28944 K.).
Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla ..., hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla ..., hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı dava dilekçesinde, iş akdine 13/02/2013 tarihinde haksız olarak son verildiğini iddia etmiş, davalı işveren ise, davacının iş akdinin kıdem tazminatına hak kazanamayacak şekilde feshedildiğini savunmuştur.
Yargılama aşamasında 21/01/2015 tarihli duruşmada dinlenen davacı tanığı ... ”...Davacı yaklaşık bir iki yıl önce müteahhitten ayrılarak ... de kadrolu olarak çalışmaktadır. Ben halen müteahhitin yanında (taşeron şirkette) çalışmaktayım...” şeklinde beyanda bulunarak, davacının TKİ kadrosunda çalıştığını ifade etmiştir. Davacıya ait hizmet döküm cetvelinde de davacının fesih yapıldığını iddia ettiği 13/02/2013 tarihinde çıkışı yapılmış, 14/02/2013 tarihinde ise davacının işe giriş bildirigesine göre “... Müdürlüğü Ocak Sahası İçi ... ...” adresindeki yere işe girişinin yapıldığı tespit edilmiştir.
Bu delil durumu karşısında, davacının 13/02/2013 tarihinde işyerinden çıkışı yapılarak 14/02/2013 tarihinde yukarıda belirtilen işyerine girişinin yapılmasının, bir işyeri - işçi devri mi yoksa fesih mi olduğu hususu açıklığa kavuşturulduktan sonra, feshe bağlı haklarla ilgili bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalıdır. Açıklanan gerekçe ile hükmün bozulması gerekmiştir.
F)Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.