Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.01.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgisi düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Davacı, 255 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “... kızı ...” şeklinde yazılı kimlik bilgilerinin “... kızı ... ...” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet ... sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.

1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.

2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.

3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.

5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Eldeki davada, Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/554 esas, 2010/623 karar sayılı ilamında ... kızı ...’den olma ... ...’in 1970 yılında vefat ettiğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Tespite ilişkin bu dosya içerisinde, fotokopisinden mahkemesi okunamayan 1972/275 esas, 194 karar sayılı veraset ilamının bulunduğu, bu ilamın içeriğinde ise aile nüfus kayıtlarının incelendiğinin belirtildiği görülmektedir. Davanın aydınlatılabilmesi için ilgili veraset ilamına ilişkin dosyanın getirtilerek incelenmesi gerekirken buna ilişkin bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıda belirtilen veraset ilamına ilişkin dosya mahkemesinden istenmeli, belirtilen nüfus kayıtları incelenmeli, nüfus müdürlüğünden bu kayıtlar teyit edilmeli, taşınmazın tapulama tutanağında mülkiyet durumunu açıklamak için yazılı olan ... evlatları ..., ..., ..., ..., ...’ye ilişkin nüfus kayıtları nüfus müdürlüğünden sorularak gelecek olan kayıtlar ile davacının murisinin kimlik bilgileri karşılaştırılmalı, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, taşınmaz başında keşif yapılarak tanıklar ve sağ iseler tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenmelidir. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulüne karar verilmelidir.

Yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra neticesine göre bir karar vermek gerektiği halde mülkiyet nakli oluşturacak şekilde tesis edilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.