Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 138 ada 6 parsel sayılı 10891,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, aylaşmaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanılarak davacı ... ile davalı ... adlarına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı ... satın almaya, ağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tamamının kendisine ait olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece özetle “miras bırakan ... ...'in ölüm gününden sonra mirasçıları arasında usulüne uygun olarak paylaşma yapılıp yapılmadığı ve davacının bayiinin miras bırakan ... ... terekesinin 1955 yılında paylaşıldığını öne sürdüğüne göre bu tarih itibari ile reşit olmayan davalıya paylaşma tarihinde temsilci tayin edilip edilmediğinin belirlenmesi” gereklerine değinen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma dışında kalan yönler ise kesinleşir. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; önceki günlü bozma ilamında miras bırakan ... ... terekesinin yöntemine uygun şekilde paylaşılıp paylaşılmadığının araştırılması gereğine değinilmesine rağmen mahkemece bu yönde yeterli ve usulüne uygun olarak bir araştırma yapılmadığı gibi bozma ilamında belirtilen 1955 yılında paylaşıldığı iddiasında belirtilen tarih itibari ile reşit olmayan davalının arasında annesi ile menfaat çatışması olduğundan kendisine temsilci tayin edilip edilmediği, bu paylaşmanın usulüne uygun olup olmadığı belirlenerek değerlendirme yapılmamıştır. Bundan ayrı olarak mahkemenin gerekçesinde belirttiği üzere taksimde bulunan kişilerin vefat edip etmediklerine dair de yeterli araştırma yapılmamıştır. Ayrıca mahkemece yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişi beyanları taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne ilişkin bilgi vermekten uzak, soyut ve gerekçesiz sözlerden ibarettir. Kaldı ki, miras bırakan ... ... terekesine dahil olan bir kısım taşınmazların davalı veya mirasçıları adına tespit edildiği, bir kısmının ise davalı tarafından elden satış yolu ile çıkarıldığı iddia edilmesine rağmen bu hususta yeterince araştırılıp irdelenmemiş, bu taşınmazların miras bırakan ... ... terekesine dahil olup olmadığı dahi tereddütsüz belirlenmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaştırmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakan ... ... terekesine dahil menkul mallar varsa bunların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaştırma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği,ayrıca önceki bozma ilamında da değinildiği üzere 1955 yılında miras bırakan ... ... terekesinin paylaşıldığı öne sürüldüğüne göre paylaşma tarihinde 9 yaşında olan davalı ... haklarını kimin savunduğu ve kısaca paylaşma tarihinde annesi ile menfaat çatışması olduğundan kendisine bir temsilci tayin edilip edilmediği, bu paylaşmanın usulüne uygun olup olmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımı ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği taktirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ...'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 11.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.