Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.04.2016 tarihli ve 2016/4065 Esas numaralı iddianamesi ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.06.2016 tarihli ve 2016/581 Esas, 2016/776 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 151/1,62. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz sebepleri, katılana zararı gidermek istediğini söylediğine, lehine kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

1. Mahkemece, sanığın sarhoş hali ile içki içilen lokanta meyhane tarzı katılana ait iş yerinde duvara ve alçıpana vurmak suretiyle zarar verdiği, miktarda anlaşamayıp ödeme yapılmadığı kabul edilerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
2. 04.04.2016 tarihli Olay Yeri Görgü Tespit Tutanağı Olay Yeri Basit Krokisi'ne göre; duvarda 45x27 ebadında göçük, direk kısmındaki duvarda 27x25 ve 6x8 ebatlarında duvar içinde çöküntü meydana gelmiştir.

3. Sanık atılı suçu işlediğini ikrar etmiş ve zararı gidermek istediği hâlde katılanın sigara içilmesi yüzünden verilen idari para cezasını talep etmesi nedeniyle ödeme yapamadığını ifade etmiştir..

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
1- 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 253/3. maddesinde yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin madde metninden çıkarılması dolayısıyla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2- Katılanın soruşturma aşamasında iş yerinde ne kadar zarar olduğunu bilmediğini, kovuşturma aşamasında ise sanığın sigara içmesi sebebiyle iş yerine idari para cezası da yazıldığı için toplam zararının 2.000,00 TL olduğunu beyan ettiği, sanığın ise katılana iş yerine verdiği zarar nedeniyle oluşan tutarı ödemek için teklifte bulunduğunu ancak katılanın idari para cezasını da talep etmesi üzerine zararı ödeyemediğini ifade ettiğinin anlaşılması karşısında; somut olayda sigara içilmesinden dolayı verilen para cezasının mala zarar verme suçundan kaynaklanmadığı, bu itibarla mahkemece iş yerine verilen gerçek fiziki zarar tespit edilerek, ödeme yeri de belirlenmek suretiyle sanığa makul bir süre içerisinde zararı tazmin etme imkânı sağlanıp, yine sanığın hangi aşamada katılanın zararını gidermeyi teklif ettiği de tespit edildikten sonra sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/1-2. maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe başlığında (1) ve (2) numaralı bölümde açıklanan nedenlerle Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.06.2016 tarihli ve 2016/581 Esas, 2016/776 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.