Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Besni Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2015/318 Esas, 2016/188 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, suça konu nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığına dair gözlem yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması nedeniyle bozma görüşünü içeren Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanığın temyiz istemi; verilen cezanın fazla olduğuna bu nedenle kararın bozulmasına ilişkindir.
Başka bir suç nedeniyle yapılan ihbar üzerine yakalanan ve polis memurlarına, üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ancak kardeşi B.T.'nin kimlik bilgilerini ihtiva eden nüfus cüzdanını ibraz eden sanık hakkında, açılan kamu davasında; sanığın ikrarı, suça konu nüfus cüzdanının fotoğraf değişikliği suretiyle sahtecilik yapıldığına ve aldatıcılık niteliğine haiz olduğuna dair bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Dosya arasında bulunan belge aslı üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde, belgenin aldatıcılık niteliğinin olduğu belirlendiğinden, Tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
2. Tekerrüre esas alınan Malkara Asliye Ceza Mahkemesinin 20.05.2010 tarihli ve 2008/138 Esas, 2010/143 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kasten yaralama suçunun 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan ilama konu hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, adli sicil kaydındaki diğer ilamlar esas alınarak tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Besni Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2015/318 Esas, 2016/188 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.03.2024 tarihinde karar verildi.