Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.04.2011 tarihinde müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki araçla seyir halinde iken yolun sağında duran tanker römorkun arka kısmına çarpması ve aynı istikamete seyreden davalı ...Ş'ye Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı davalı İstanbul Ltd. Şti. adına kayıtlı diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile müvekkilinin idaresindeki aracın arka kısmına çarpması suretiyle oluşan trafik kazasında müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 20.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen 18.04.2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 17.11.2011 tarihli duruşmada 100,00 TL olarak talep olunan maddi zararın 50,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik, 50,00 TL'sinin geçici iş göremezlik talebine ilişkin olduğunu açıklamış; ıslah dilekçesi ile fazlaya dair hakları saklı kalarak geçici iş göremezlik tazminatı talebini 3.884,12 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 100.640,68 TL olarak belirlemiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; ...plaka sayılı aracın müvekkili şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda azami 200.000,00 TL ile sınırlı bulunduğunu, doğru bir değerlendirme yapabilmek için, olayın meydana gelmesinde araç sürücülerinin kusur oranlarının tespiti için Trafik İhtisas Dairesinden, davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu, 3. İhtisas Dairesinden, davacının maddi zararının tespiti için aktüer bilirkişiden rapor alınması, davacıya yapılan kazandırmaların hesaplanacak maddi zarardan mahsubunun gerektiğini, davacının olay tarihinden itibaren faiz isteminin yasal dayanağının bulunmadığını, müvekkili şirkete davadan önce müracaat edilmediğini, müvekkilinin ancak dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Ozan, olayda kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı İstanbul Gülen Ses Turizm Seyahat Tic. Ltd. Şti. vekili; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkemece, yapılan yargılama neticesinde davanın reddine dair verilen kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 15.10.2020 tarihli kararı ile uyuşmazlığın çözümü yönünden sağlıklı bir sonuca ulaşabilmesi için mahkemece ATK Genel Kurulu'undan tüm dosya kapsamı ve deliller ile ceza dosyadaki ve dosyadaki bilirkişi raporları incelenerek, raporlar arasındaki çelişkileri giderecek şekilde dava konusu trafik kazasında kazanın taraflarının kusur oranının tespit edilmesi hususunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması gerektiği gerekçesi ile kaldırıldığı, kaldırma kararı üzerine mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde; Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan alınan raporda davacı sürücü ...'ın yaralanmasında, davalı sürücü ...'ın herhangi bir kusurunun bulunmadığının kabul edildiği, zira davacı sürücü ... plakalı otobüs sürücüsü olup davalı sürücü ...’ın ise ...plakalı otobüsün sürücüsü olduğu, davalı sürücü, davacı sürücünün kullandığı aracın arka sağ kısmına hafifçe çarpmış olup bu çarpışma nedeniyle davacı sürücünün yaralanmasının mümkün görülmediği, davalı İstanbul Gülen Ses Turizm Ltd. Şti. davalı sürücü ...'ın kullanmakta olduğu aracın işleteni olup davalı ...Ş şirketi de bu aracın sigortacısı olduğundan ve davalı sürücü ...'ın kusurunun bulunmadığı kabul edildiğinden sürücü dışındaki diğer davalıların da uyuşmazlık kapsamında herhangi bir sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 2018/803 E. 2020/1209 K. sayılı kararıyla “...uyuşmazlığın çözümü yönünden sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece ATK Genel Kurulu’ndan dosya kapsam ve deliller ile ceza dosyasındaki ve dosyamızdaki tüm bilirkişi raporları incelenerek, raporlar arasındaki çelişkileri giderecek şekilde dava konusu trafik kazasında kazanın taraflarının kusur oranının tespit edilmesi hususunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması gereklidir” gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırıldığını, raporun ATK Genel Kurulu tarafından değil Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlandığını, dolayısıyla eksikliğin giderilmediğini, kazaya ilişkin ceza dosyasında alınan Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda davacıya da ...’a da asli kusur verildiğini, mahkemece yapılan yargılama sırasında yeniden Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alındığını bu raporda davacıya %100 kusur verildiğini, iki raporun çelişkili bulunduğunu, İTÜ’den rapor alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... şirketinin sigortalının kusuru oranında sorumlu olacağı, Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurumu tarafından sigortalının kusurunun olmadığının belirtildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 2018/803 E. 2020/1209 K. sayılı kararıyla “...uyuşmazlığın çözümü yönünden sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece ATK Genel Kurulu’ndan dosya kapsam ve deliller ile ceza dosyasındaki ve dosyamızdaki tüm bilirkişi raporları incelenerek, raporlar arasındaki çelişkileri giderecek şekilde dava konusu trafik kazasında kazanın taraflarının kusur oranının tespit edilmesi hususunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması gereklidir” gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırıldığını, raporun ATK Genel Kurulu tarafından değil Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlandığını, dolayısıyla eksikliğin giderilmediğini, kazaya ilişkin ceza dosyasında alınan Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda davacıya da ...’a da asli kusur verildiğini, mahkemece yapılan yargılama sırasında yeniden Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alındığını, bu raporda davacıya %100 kusur verildiğini, iki raporun çelişkili bulunduğunu, İTÜ’den rapor alınması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 85,89,90,91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 54 ve 56 ncı (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46 ve 47 nci) maddeleri, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.