Taraflar arasında görülen tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tenkis isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakanı ...’ın 28.01.2010 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ile saklı payının ihlal edildiğini ileri sürerek tenkis istemiştir.
Bir kısım davalılar, davacı tarafın mahfuz hissesine bir tecavüz bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurlardan olan dava değerinin dilekçede belirtilmediği gerekçesiyle HMK'nın 107/1, 119/1-d, 119/2 ile 114/1-h maddeleri gereğince dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, tenkis davalarında dava dilekçesinde gösterilen değer harca esas değer olup tahminidir. Asıl dava değeri hesap sonucu (saklı paya elatma belirlendikten sonra) ortaya çıkar.
Somut olayda, dava açılırken harca esas değer dava dilekçesinde açıkça belirtilmemesine rağmen tevzi formunda 2.000,00 TL gösterilmiş ve bu miktar üzerinden nispi peşin harç yatırılmıştır.
Hal böyle olunca, tahmini dava değeri 2.000,00 TL kabul edilerek işin esasına girilmesi, hesap sonucu belirlenecek asıl dava değeri üzerinden harcın tamamlatılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.