Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi ve ecrimisil; el atmanın önlenmesinin mümkün olmaması durumunda taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi ve ecrimisil; el atmanın önlenmesinin mümkün olmaması durumunda taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle dava açılabilmesi için davacının taşınmaza tapu ile malik olması veya mülkiyetinin tespitine dair mahkeme kararının bulunması gerekir.
Davacı idareye ait olduğu ileri sürülen taşınmaz 1995 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında yol olarak tespit harici bırakılmıştır.

Bu konuda mülkiyetin davacıya aidiyetine ilişkin karar alınmadan el atmanın önlenmesi veya bedel davası açılamayacağından, davanın reddine karar verilmesi doğrudur.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından hükmün ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 19.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.