Mahkumiyet
Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteği yönünden; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY OLGULAR
1. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2015 tarihli ve 2013/174 Esas, 2015/157 Karar sayılı kararı ile; dahiliye uzmanı olarak görev yapan sanığın muayene sırasında katılanın vücudunu, sırtını, karnını ve göğsünün alt kısımlarını okşadığı, iç çamaşırını çıkarttığı katılanın göğsünü avuçladığı şeklinde kabul edilen olayda cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.03.2020 tarihli ve 14-2016/89064 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sebep bildirmeksizin kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Katılanın ruh sağlığının bozulduğuna dair kurul raporunun dosyadaki evraklarla birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilip doğruluğunun teyit edilip edilmemesine göre karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı anlaşıldığından, Bakanlığın davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, vekilinin vaki temyiz isteğinin reddi gerekmiş, bu nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Sanık Müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstekleri Yönünden
1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Ancak ;
Zonguldak Ereğli Devlet Hastanesinde doktor olarak çalışan sanığın olay günü muayene ettiği sırada cinsel saldırıda bulunduğu, katılan üzerinde kamu görevinden kaynaklanan nüfuzunun olmadığı, zira sanığın nüfuzunun bulunduğunun kabulü için görevinin katılan üzerinde güç ve otorite oluşturması, bu otoritenin katılanın direncini kırması ve bu nedenle çekinerek karşı koyamamasının gerektiği, bunun gerçekleşmesi için de sanığın görevinin katılan yönünden zorunlu ve icbar edici nitelik taşımasının zaruri olduğu, dolayısıyla sadece görevinin sağladığı kolaylıktan faydalanarak eylemin gerçekleştirilmesi halinde nüfuzun kötüye kullanıldığının kabulünün mümkün olmadığı, esasen 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi gereğince yapılacak artırımın kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması haline münhasır olup, dosya içeriğine göre katılan üzerinde nüfuzu bulunmayan sanık hakkında tayin olunan cezanın 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca artırılması hukuka aykırı bulunmuş, Mahkemenin gerekçesine göre o yer Cumhuriyet savcısının ruh sağlığı ile ilgili rapor aldırılması yönündeki temyiz isteği yerinde görülmemiştir.
2. Bozma sebebine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle, Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2015 tarihli ve 2013/174 Esas, 2015/157 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden; hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.03.2024 tarihinde karar verildi.