Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ( 5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul (Kapatılan) 79. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli ve 2015/582 Esas, 2016/255 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 inci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, hakkaniyete aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.
1. 22.09.2015 tarihinde mağazadan hırsızlık sırasında suç üstü yakalanan sanığın kaba üst aramasında başkası adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi ele geçirilmiştir.
2. Sanık savunmasında; cezaevi firarisi olduğu için kim olduğunu bilmediği bir şahsın kimlik bilgilerini kullanarak sahte belge düzenlediğini, kendi fotoğrafını yapıştırıp kullandığını beyan etmiştir.
3. Kriminal rapor ile, inceleme konusu sürücü belgesi ve nüfus cüzdanının tamamen sahte ve aldatıcılık niteliği olduğu tespiti yapılmıştır.
4. Suça konu sahte nüfus cüzdanının müsaderesine karar verilmiştir.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.Ancak,
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen "suça konu sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanması yerine 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi" dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan 2 nolu bentte açıklanan nedenle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümde müsadereye ilişkin paragrafın çıkarılarak yerine “suça konu sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.03.2024 tarihinde karar verildi.