SUÇTAN ZARAR GÖREN: ...
ŞİKÂYETÇİLER: ..., ...

SUÇLAR: Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret, kasten yaralama, görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

1- Sanık hakkında kasten yaralama, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2009 tarihli ve 2009/199 E., 2009/187 K. sayılı ilamına konu mahkûmiyet hükmünde de TCK’nın 58. maddesinin uygulanmış olması karşısında, sanığın ikinci kez mükerrir olduğunun kararda belirtilmemesi ve aynı eylemle birden fazla kişiye aynı zamanda görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği anlaşılan sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi gereğince zincirleme suç artırımı yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebepleri yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,

2- Sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suçtan zarar gören kurum vekili, yokluğunda verilen ve 27.04.2020 tarihinde tebliğ edilen hükmü, 1412 sayılı CMUK'nın 310/1-2. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 06.05.2020 tarihinde temyiz etmişse de, COVİD-19 salgını sebebiyle 7226 sayılı Kanun geçici 1. madde ve 29.04.2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile tüm adli sürelerin 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulması karşısında, suçtan zarar gören kurum vekilinin temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamedeki ret düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Duruşmadan usulüne uygun haberdar edilmeyen suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığının gerekçeli kararın tebliği üzerine hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, şikayetçi kurumun 5271 sayılı CMK'nın 260/1. madde ve fıkrası uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Suçtan zarar gören kurumun duruşmadan haberdar edilip iddia ve delillerini sunma ve davaya katılma olanağı sağlanarak, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, iddia hakkı kısıtlanmak suretiyle CMK’nın 233 ve 234. maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, suçtan zarar gören kurum vekilinin ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.