Mahkûmiyet, kaçak eşya ve nakil araçlarının müsaderesi
Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade yazısı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Malen sorumlu ...'ın temyiz isteği, karara itiraz ettiğine ve her iki aracının da iade edilmesini istediğine ilişkindir.
2.Sanığın temyiz isteği, karara itiraz ettiğine ilişkindir.
15.05.2014 tarihli olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; suç tarihinde saat 12.00 sıralarında karayolu üzerinde kolluk görevlileri tarafından yapılan uygulamada, Hatay istikametinden İskenderun istikametine ... seyir halinde olan sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın durdurulduğu, önleme
araması kararına istinaden yapılan aramada, araçta 1000'er litrelik 2 adet fiber tank içerisinde toplam 2000 litre gümrük kaçağı akaryakıt ele geçirildiği, dosya kapsamında bulunan ulusal marker tespit tutanağına göre ele geçen akaryakıtın cinsinin motorin, ulusal marker kontrol sonucunun geçersiz olduğu anlaşılmıştır.
10.07.2014 tarihli olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; suç tarihinde saat 03.20 sıralarında ... Mahallesinde icra edilen önleyici kolluk devriyesi esnasında, sanığın sevk ve idaresindeki 46 LS 187 plakalı aracın durdurulduğu, önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, araçta 60'ar litrelik 40 adet bidon içerisinde toplam 2400 litre gümrük kaçağı akaryakıt ele geçirildiği, dosya kapsamında bulunan ulusal marker tespit tutanağına göre ele geçen akaryakıtın cinsinin motorin, ulusal marker kontrol sonucunun geçersiz olduğu belirlenmiştir.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davaları açılmıştır.
Sanık aşamalarda, ticari bir amacının bulunmadığını beyan etmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, malen sorumlu ve sanığın aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.Son suçun işlendiği tarihin 10.07.2014 olduğu gözetilerek, sanığın; 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi yollaması ile aynı maddenin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları uyarınca cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.Sanık hakkında kurulan hüküm, Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihlerinin 15.05.2014 ve 10.07.2014, iddianame düzenleme tarihlerinin ise 22.07.2014 ve 26.08.2014 olduğu,
Sanık hakkında itirazın reddi ile kesinleşen Kırıkhan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/53 Esas, 2021/1006 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 08.07.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 18.07.2014 olduğu, anlaşılmakla;
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından, sanığa ait kesinleşen dosyanın getirtilip incelenerek ilgili belgelerin örneklerinin dosya arasına konulması, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezanın mahsubunun düşünülmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
3.5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yapılacak ihtaratta sanığa 15.05.2014 ve 10.07.2014 tarihli eylemlerde ele geçen kaçak akaryakıtın toplam gümrüklenmiş değerinin bildirilmesi gerekirken, 10.07.2014 tarihli eylemde ele geçen kaçak akaryakıt bakımından ödeme teklifi yapılmayarak eksik miktarda ihtarat yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
4.Gerekçeli karar başlığında 10.07.2014 tarihli suç tarihinin yazılmaması, hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle malen sorumlu ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince sonuç cezada sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 18.03.2024 tarihinde karar verildi.