Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 57.550,81 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın ıslah ile gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 13.818,96 TL maddi 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının manevi tazminatın eksik olduğundan 25.000,00 TL'ye yükseltilmesi gerektiğinden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz isteminin kararın kesin olduğundan reddine, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün

onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi; mahkemenin eksik araştırma ile hüküm kurduğuna, maddi tazminatın asgari ücret üzerinden hesap edilmemesi gerektiğini, vekalet ücreti alacağına ilişkin kararın bozulması gerektiğini, ceza evinde masraflarının ödenmesi gerektiğini, hükmedilen tazminat miktarının eksik olduğunu, Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, davacının maddi zararını ispat etmesi gerektiğini, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğunu, belirtmiştir.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/159 Esas – 2017/236 Karar sayılı dava dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı, 03.09.2016 – 04.07.2017 tarihleri arasında toplam 304 gün gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 05.10.2017 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile 25.10.2017 tarihinde tebliğinin yapıldığını, davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacı hakkında derdest dosya bulunmadığını, davacının tutuklama tarihinden önce 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı resmi gazetede yayımlanan 667 sayılı KHK ile kapatılan Fatih Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştığı ancak üniversite kapatıldıktan sonra herhangi bir işte çalışmadığının anlaşıldığı bu nedenle aylık maaş olarak asgari ücret üzerinden hesap edildiğini, manevi zarar talebi yönünden ise, davacının sosyal konumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklulukta geçirdiği süre ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamaması hususları birlikte değerlendirilerek, davacının tutuklulukta geçirdiği süreyle orantılı olarak yaşadığı elem ve üzüntünün bir nebze giderilmesi için hükmedilmesi gereken bir para olduğu da göz önüne alınarak hükmediliği, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının, manevi tazminatın eksik olduğundan 25.000,00 TL'ye yükseltilmesi gerektiğinden bu kısımların düzeltilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

Karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 72.070,00 TL olduğu ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 03.09.2016 – 04.07.2017 tarihleri arasında toplam 304 gün gün gözaltı ve tutuklu kalan davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesince 13.818,96 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminatın eksik olduğundan 25.000,00 TL'ye yükseltilerek düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi nedeniyle kabul edilen toplam 38.818,96 TL tazminata ilişkin hükmün davalı açısından kesin olduğu görülmekle; davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak, 6100 sayılı HMK’nın 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362. maddesinin 1/a bendinde yer alan temyiz sınırı ve kabul edilen tazminat miktarına göre hükmün kesin olması nedeniyle, davalı vekilinin temyiz istemin CMK'nın 298. maddesi gereğince isteme uygun olarak REDDİNE;

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Maddi tazminatın, davacıların gözaltı ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan "13.677,46" TL yerine, bu miktarın üzerinde kalacak şekilde "13.818,96" TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması, temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

1.Davacı vekilinin 11.06.2018 tarihli dilekçesinde, tazminat talebine ilişkin gözaltı tarihinden faizin de hesaplanarak verilmesi gerektiğine yönelik ıslah beyanı nedeniyle hükmedilen tazminatlara gözaltı tarihi olan 03.09.2016 tarihinden faizi ile verilmemesi,

2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok eksik manevi tazminata hükmolunması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.03.2024 tarihinde karar verildi.