Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2015/280 Esas, 2016/554 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık, atılı suçu işlemediğini beyan ederek bozulması talebi ile hükmü temyiz etmiştir.

1.Sanık ile katılanın boşanmış oldukları, sanığın nafaka borcunu katılana ödemek üzere yanına gittiği, kendisine toplam 600,00 TL para verdiği ve katılanın da almış olduğu para karşılığında sanığın düzenlemiş olduğu "İlgili makama" başlıklı iki adet belgeyi imzaladığı, katılanın imzaladığı sırada belgeler üzerinde 300,00 TL yazmasına rağmen, sanığın daha sonra bu belgeler üzerinde oynama yaparak 300 TL yazılı belgenin birisinin önüne rakamla (10) ve yazıyla (onbin) yazarak 10.300 TL (Onbin Üçyüz Türk Lirası) yaptığını, diğerinin önüne ise rakamla (5) ve yazıyla (beşbin) yazarak 5.300 TL (Beşbin Üçyüz Türk Lirası) olarak değiştirdiği, kovuşturma ve soruşturma aşamasında alınan kriminal raporlarla da belgeler üzerinde ekleme yapıldığı hususunun tespit edildiği, sanığın sonrasında bu belgeleri katılan ile, Erdemli 2. Asliye Hukuk mahkemesinde devam eden boşanma davasında mahkemeye delil olarak sunduğu ve kullandığı, sanığın bu şekilde atılı suçu işlediği iddia olunmuştur.

2.Sanık aşamalarda alınan tüm savunmalarında özetle, suça konu iki adet belgeyi düzenlediğini, katılanın da imzaladığını, ancak belgeler üzerinde hiçbir şekilde ekleme ve değişiklik yapmadığını ve belirtilen miktarların gerçek miktarlar olduğunu ve katılana nafaka borcu dolayısıyla verdiğini, belgelerin de bunun için düzenlendiğini beyanla atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

3.Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 06.04.2015 tarihli raporunda, 02.09.2013 tarihli belgenin meblağ yazılı bölümündeki "10" ve "Onbin" ibarelerinin ve 12.06.2014 tarihli belgenin meblağ yazılı bölümündeki "5" ve "Beşbin" ibarelerinin fulaj izi, yazış kompozisyonu, harflerin birbirlerine olan mesafeleri (sıkışıklık) yönünden bu bölümlerdeki diğer yazılara farklılık gösterdiklerinin, tespit edilen bulgular doğrultusunda, inceleme konusu belgelerin meblağ bölümlerine öncelikle "300 (Üçyüz Türk Lirası)" yazıldığı, daha sonra 02.09.2013 tarihli belgenin meblağ yazılı bölümüne "10" ve "Onbin", 12.06.2014 tarihli belgenin meblağ yazılı bölümüne ise "5" ve "Beşbin" ibarelerinin tahrifen eklenerek söz konusu belgelerin mevcut hale getirildiklerinin ve aldatma kabiliyetini haiz olduklarının tespit edildiği anlaşılmıştır.

4.Adli Tıp Kurumunun 29.03.2016 tarihli raporunda da özetle, her iki belgedeki sonradan eklendiği iddia edilen rakam ve yazıların diğer yazılar ile kuvvetle muhtemelen birlikte ve sırası dahilinde yazılmamış olduklarının, katılana ait imzaların kuvvetle muhtemel katılan eli ürünü olduğunun ve katılanın ismi ve TC kimlik numarası dışında kalan yazıların sanığın eli ürünü olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

5.Yapılan yargılama sonunda, iddia, sanık savunmaları, katılan beyanları, suça konu belgeler, tutanak ve raporlar ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın, kriminal raporlarla da sabit olduğu üzere, üzerinde sanık tarafından ekleme yapıldığı tespit edilen belgeleri Erdemli 2. Asliye Hukuk mahkemesinde devam eden boşanma davasında delil olarak sunduğu ve kullandığı, bu şekilde üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediği vicdani kanaatine varılarak mahkûmiyetine karar verilmiştir.

6.Adli emanetin 2015/206 sırasında kayıtlı olan belgelerin dosyasında delil olarak saklanmasına karar verilmiştir.

1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ve kendiliğinden getirilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin aldatma kabiliyetini denetlemek durumundadırlar. Aldatma kabiliyetinin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onaylanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Ayrıca Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmayacağı, aslı bulunamayan belgelerin aldatma niteliği bulunup bulunmadığının da tespit edilemeyeceği ve fiili iğfalin de aldatıcılık niteliğini göstermeyeceği kabul edilmektedir. Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdirinin hâkime ait olduğu gözetilerek, belge asıllarının teminine çalışılması, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olup olmadığı ve aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının gerekçeli kararda tartışılması, belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya içerisinde bulundurulması ve buna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekmektedir. Bu itibarla somut olayda, sanığın suça konu 2 adet belgeyi Erdemli 2. Asliye Hukuk mahkemesinde devam eden boşanma davasında mahkemeye delil olarak sunduğu ve kullandığı iddiası karşısında, söz konusu belge asıllarının Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesine sanık tarafından sunulup sunulmadığı, belge asılları sanık tarafından sunulduysa, suç tarihinin kesin olarak belirlenmesi amacıyla hangi tarihte sunulduğu tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Kabule göre de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2015/280 Esas, 2016/554 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış haklarının korunmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.03.2024 tarihinde karar verildi.