Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2016 tarihli ve 2015/646 Esas, 2016/173 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43,62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.02.2021 tarihli, 2016/194193 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayininin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

2. Sanığın temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, atılı suçu işlemediğine, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğine, delillerin takdirinde hata edildiğine ilişkindir.

1.Mahkemece; sanığın, sahte olarak düzenlenen suça konu yasal unsurları haiz iki adet 5.000,00 TL bedelli bonoyu yaptığı alışveriş karşılığında katılana verdiği, katılanın da Z.K.ye verdiği, daha sonra tahsil edilmek istendiğinde imzaya itiraz edildiği ve alınan uzmanlık raporları ile bonolardaki borçlu görünen Z.Y. adına atılı imzaların bu kişiye ait olmadığının belirlendiği, yapılan gözlemde belgelerdeki sahteciliğin aldatma kabiliyetini haiz olduğunun anlaşıldığı, böylece zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.

3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, kurumların cevabi yazıları,...ve... Kriminal Polis Laboratuvarlarının uzmanlık raporları, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcut olup suça konu belge asıllarının adli emanete alındığı anlaşılmıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet savcısı ve sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak; dosya kapsamında toplanan delillerden, suça konu bonoların aynı anda katılana verildiği anlaşılmakla, eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu ve sahte belge sayısının 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden, zincirleme suç hükümleri uygulanması hukuka aykırı bulunmuş ise de, sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması nedeniyle bu husus bozma nedeni yapılmamış ve bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının ilgili bölümünde yer alan 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hüküm fıkrasından tamamen çıkartılması, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığı paragraftaki “3 yıl 1 ay 15 gün” ibaresinin çıkartılıp yerine “2 yıl 6 ay” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.03.2024 tarihinde karar verildi.