Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu motosiklet ile davalıya zorunlu trafik sigortalı araç sürücüsü arasında 27.12.2019 tarihinde meydana gelen kazada davacının malul kaldığını, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili talebini 308.743,78 TL olarak artırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zorunlu evraklar ile başvuru yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, kusur oranı ve maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacı Adana'da ikamet etmesine rağmen raporu İzmir'den aldığını, poliçedeki limit dahilinde sorumlu olduklarını, dava tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi ve yasal faize karar verilmesi, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz yönteminin kabul edilmesi, vekalet ücretinin 1/5 olması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yolcu olarak bulunduğu aracın 27.12.2019 tarihinde yaptığı kazada yaralandığı, Dokuz Eylül Üniversitesinin 19.08.2021 tarihli raporu ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca davacının %14 oranında sürekli maluliyeti olduğunun belirlendiği, kusur raporu ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın ise %25 oranında kusuru olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu progresif rant yönteminde alınan hesap raporu ile 308.743,78 TL sürekli iş göremezlik tazminatının belirlendiği, davacının talebini artırdığı, davacı lehine nispi vekalet ücreti verilmesi gerektiği gerekçesi ile talebin kabulüne ve 308.743,78 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 13.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili; tazminatın TRH 2010 Yaşam Tablosu %1,8 teknik faize göre hesaplanması gerektiğini, maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, medikal raporda %4 oranında maluliyet belirlendiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacı lehine 1/5 oranında vekalet ücreti hükmedilebileceğini ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C Gerekçe ve Sonuç

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına davalı vekilinin itiraz ettiği, Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. 2021/1848 K. sayılı kararı uyarınca tazminatın TRH 2010 Tablosuna ve progressif rant yöntemine göre hesaplanması gerekmekte olup, uyuşmazlık hakemince alınan bilirkişi raporunda, bu şekilde hesaplama yapıldığından davalı vekilinin itirazının reddi gerektiği, yetkili sağlık kurumundan alınan rapor karşısında davalının aldığı medikal raporun geçerliliği olmayacağı, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti yönünden değerlendirme yapıldığında 19.01.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. Maddesi uyarınca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekalet ücretinin maktu vekalet ücretinin altında kalmamak üzere 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davalının itirazının kısmen kabulü ile anılan hakem kararının, “5. Karar” kısmının (3) numaralı bendindeki; “30.062,06 TL” ibaresinin kaldırılmasına ve yerine, “6.012,47 TL” ibaresinin yazılmasını, kararın diğer kısımlarının aynen icrasına karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili; itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 27.12.2019 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 inci maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davalıya 25.08.2021 tarihli dilekçe ve eki evrak ile yapılan başvurunun usule uygun olmasına, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılmasının yerinde olmasına, hesaplamada asgari ücretin esas alınmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Somut olayda, İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığında tanzim edilen 19.08.2021 tarihli raporda, davacının trafik kazası sonrası meydana gelen ansksiyete bozukluğu nedeni ile %10 oranında, diğer arazlarla birlikte toplam %14 oranında sürekli iş göremezlik oranı hesaplanmıştır.

Davacının sürekli iş göremezliğinin dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani haksız eylem ile illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Dosya içerisindeki sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp eksik inceleme ile karar verilemez. Zira; hükme esas alınan sağlık raporunu tanzim eden hekimler arasında psikiyatri uzmanı olmadığı gibi, psikiyatri kliniği tarafından da konsültasyon alınmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına alındıktan sonra muayenesi de yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen “anksiyete bozukluğu ” nedeniyle davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı, kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği, raporda belirtilen anksiyete bozukluğunun süreklilik arz edip etmediği ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği konusunda Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde psikiyatri uzmanı da bulunan bir heyetten açıklayıcı, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere mahkemesine gönderilmesine
12.06.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.