Davacılar murisinin, ... kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 87.525.85 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacılar ve davalılardan ... Ltd. Şti. vekillerince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.12.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... Kırbaş ile davalılardan ... Ltd. Şti. Vekili Avukat ..., ... Gemi Tic. A.Ş. Vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.

1- Dosyadaki yazılara toplanan deliller ile hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davacıların tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,

2-Dava, davacılar murisi ...’nın ... kazası sonucu ölümüne dayalı hak sahiplerinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, hüküm altına alınan maddi tazminat doğrudur. Ancak ekli 28.01.2004 tarihli “ibraname” başlıklı belgeden davacılara maddi ve manevi zararlar karşılığında “40.000.00 TL” ödendiği ve yapılan bu ödemenin 20.000.00 TL’sinin manevi tazminat olarak belirlenmesine dair davacıların bir itirazlarının da olmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde uyuşmazlık, manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla, üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.09.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle davacıların manevi zararına karşılık yapılan ödemeyi kabul ederek ibraname verdiği göz ardı edilerek, davacıların manevi tazminat istemlerinin reddi yerine, manevi tazminatın bölünemeyeceği göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalıların, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalılar yararına takdir edilen 900.00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.