Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 15 yıl hapis ve 150 gün adli para cezası cezalandırılmasına, ancak sanığın zincirleme suç hükümleri uygulanan 09.03.2017 tarihli eylemine ilişkin 8 yıl 4 ay hapis ve 50 gün adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün 05.12.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından neticeten aradaki fark kadar 6 yıl 8 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Suçun sübutuna,

2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

3. Suçun unsurlarının oluşmadığına,

4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.

Sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken birden fazla suçtan hükümlülüğü içeren ilamdaki hangi cezanın tekerrüre esas alındığı gösterilmemiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince en ağır cezayı içeren hükümlülüğün infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Hükmün gerekçesinde 03.11.2016 tarihli eylemde ele geçen esrarı sanığın .... ile birlikte ...'a sattığı, kısa kararda ise sehven .... ile birlikte ...'a sattığı kabul edilmiş ise de; bu eylemle ilgili iddianame düzenlenen ....'nın bu eylemden bozmadan önce beraat ettiği ve beraat hükmünün kesinleştiği anlaşıldığından, sübuta etkisi olmayan ve beraat eden ....'nın gerekçede sehven belirtilmesi sonuca etkili görülmediğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.

Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; İlk Derece Mahkemesinin, suçun sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, delillerin hukuka uygun ve tam olarak toplandığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak eleştiriler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,12.06.2024 tarihinde karar verildi.