İlk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanıkların beraatine

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz sebepleri; beraat kararlarının bozulması gerektiğine ilişkindir.

01.03.2016 günü saat 21.00 sıralarında ... isimli LPG tanker gemisinin geliş işlemlerinin yapılması için gemi kontrol evraklarının Zeytinbumu Gümrük Müdürlüğü Gemi Kontrol Kısım Amirliğine ibraz edilmesinin ardından gemi kontrol memurlarınca geliş işlemi yapıldıktan sonra gemi takip programına girişi esnasında sistem üzerinden gemi hakkında ihbar bulunduğunun tespiti üzerine bu durumun İstanbul Deniz Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü Avrupa Yakası Devriye Ekiplerine haber verildiği, 02.03.2016 günü saat 14.00 sıralarında Gümrük İdaresi memurlarının Bakırköy açıklarında bulunan, kaptanlığını sanık ...'nın, başmakinistliğini ise sanık ...'un yaptığı Moğolistan bayraklı, ... isimli LPG tanker gemisine ait evrakları inceleyerek, yaptıkları ölçümler sonucunda beyan harici 9960 kg diesel oil yakıt ile beyan harici 33.440 kg fuel oil cinsi yakıtın mevcut olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanıkların aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmedikleri belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanıkların Türkiye gümrük sahasına ticari miktar ve mahiyette kaçak akaryakıt soktukları kanaatine varılarak ve suçun sübuta erdiği sabit görülerek mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıkların müdafiilerinin istinaf başvuruları üzerine duruşma açılarak yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, "Sanıklardan ...'nın gemi kaptanı, diğer sanığın ise makinist olduğu, suça konu yakıtın transit yakıt olduğu, beyan fazlası yakıt ile diğer yakıtların aynı tanklarda olduğu, beyan fazlası olarak tespit edilen yakıtın gemideki toplam yakıtın az bir kısmına tekabül ettiği, suça konu akaryakıt fazlalığının nedenlerinin geminin eski olması nedeniyle yakıt tanklarının ölçüm borularının tıkanmış, eğrilmiş, yada tanklar yapısal deformasyona uğramış olması nedeniyle ölçümün sağlıklı yapılamamasından kaynaklanabileceği, ayrıca ölçüm hatası veya ölçüm yapılırken ihmali davranılmasından da kaynaklanabileceği, gemi kaptanının gemiyi sevk ve idareden sorumlu olduğu, yakıt hesaplanması ve kayıt edilmesinin kaptanın görevi olmadığı, sanık ...'nın başmakinist olan diğer sanık tarafından kendisine verilen yakıt değerlerini denizyolu beyan formuna aynen yazdığı gibi, armatörüne gönderdiği e-mailde aynı yakıt değerlerini bildirdiği, 5607 sayılı Kanun'un 3/3. maddesi uyarınca transit rejimine tabi olan bu yakıtın gümrük bölgesinde bırakılması halinde suçun oluşacağı, ulusal marker içermesi beklenmeyen transit yakıtın yurt içinde bırakıldığı yönünde delil, tespit ve iddia olmadığı, kaptan olan sanığın bu durum tespit edilmeden gemiden ayrıldığı, çarkcıbaşı olan sanığın geminin yakıt deposundaki bu yakıtı hiçkimseye farkettirmeden çıkarmasının da mümkün olmadığı, ayrıca geminin gümrük gözetimi ve denetiminde olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda beyan fazlası olarak tespit edilen yakıtın toplam yakıt kapasitesine oranlandığında ölçüm hatası olarak kabul edilecek değerin üzerinde olduğu belirtilmiş ise de, raporda kast unsuruna yönelik bir durumun gözlenmediğinin, bu durumun ihmalden kaynaklanabileceğinin belirtildiği, tüm bu hususlar dikkate alındığında sanıkların suç kastı ile hareket ettiklerine ve suçu işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli delil olmadığı" şeklindeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesinin suçun sübutuna ilişkin kabulü yerinde görülmemiş ve sanıkların beraatine karar verilmiştir.

Olay tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesine giriş yapan ve geliş yolu beyanına göre bekleme yapmak amacıyla demir attığı beyan edilen, gemi kaptanlığını sanık ...'nın, başmakinistliğini sanık ...'un yaptığı Moğolistan bayraklı, ... isimli LPG tanker gemisinde beyan harici 9.960 kg diesel oil yakıt ile 33.440 kg fuel oil cinsi yakıtın mevcut olduğunun tespit edilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, eşyanın ele geçtiği yer, miktarı, olayın oluş şekli, sanıkların beyanı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, suçun sübuta erdiğinin kabulü ile sanıkların 5607 sayılı Kanun'un 3/1. ve 3/10. maddeleri uyarınca mahkûmiyetleri yerine, yerinde görülmeyen gerekçelerle beraatlerine karar verilmesi ve kaçak eşya hakkında müsadere kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde Gümrüğe teslimine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.