İNCELEME KONUSU

Mahkûmiyet

Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.03.2018 tarihli ve 2017/515 Esas, 2018/170 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 2 ay 12 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin süre yönünden reddedilmesi üzerine kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 25.07.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.10.2022 tarihli ve KYB-2021/109671 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.10.2022 tarihli ve KYB-2022/109671 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“ ...sanığın kolluk görevlilerince yapılan uygulamada durdurulduğu ve kimlik ibrazı istenmesi üzerine kardeşi ...'e ait kimlik bilgilerini kolluk görevlilerine verdiği, yapılan kaba üst aramasında kuru sıkı tabancaya rastlanılması üzerine karakola teslim edildiği ve sanığın burada gerçek kimliğini kolluk görevlilerine beyan ettiği anlaşılmakla, anılan Yargıtay kararında bahsedildiği üzere sanığın başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği, kardeşine ait kimlik bilgileri dikkate alınarak düzenlenmiş bulunan herhangi bir belge de bulunmadığı cihetle, 5237 sayılı Kanun'un 268/1. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira suçunun oluşmayacağı ve eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1 inci maddesi kapsamında idarî para cezası yaptırımını gerektiren kabahat olarak nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması halinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşmaktadır.

2. Somut olayda, hükümlünün sokak üzerinde şüphe üzerine durdurularak kolluk görevlilerince yapılan kimlik kontrolü sırasında mağdura ait kimlik bilgilerini vermesi ve kaba üst aramasında kuru sıkı tabancanın ele geçmesi şeklinde gerçekleşen eyleminde; ele geçen kuru sıkı tabancanın suç oluşturmaması nedeniyle suç soruşturması ve kovuşturmasından bahsedilemeyeceği gibi beyan edilen kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş bir evrakta bulunmaması karşısında idari yaptırım gerektiren bu eylemin, ancak 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesine uyduğu ve idari yaptırımı gerektirdiği ancak anılan Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden hüküm tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmıştır.

3. Açıklanan nedenlerle kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.03.2018 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca; hükümlünün CEZASININ KALDIRILMASINA, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.