SAYISI: 2022/İHK-24442
SAYISI: K-2022/43498
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine,İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.09.2020 tarihinde plakası tespit edilemeyen motosikletin yaya konumunda bulunan davacıya çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının yaralanarak malul kaldığını, davalı ...'na başvuruda bulunulmasına rağmen yasal süre içerisinde taraflarına ödeme yapılmadığını ileri sürerek, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sürekli maluliyet tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 23.05.2022 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 63.102,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından eksik evrakla başvurulmuş olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, dosyadaki evrakların incelenmesinde davacının anlatımları dışında kazanın oluşuna ilişkin hiçbir tespit bulunmadığını, eldeki verilerle kazaya dair kesin kanaat içerir bir kusur tespiti yapılmasının mümkün görülmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;bilirkişilerce dosyada kazanın oluşumunda tarafların kusur oranının tespit edilemediği ve bu şekilde kazanın oluşumunda plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusurunun bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olup dosyanın yeniden kusur tespiti yapılmak üzere bilirkişi heyetine tevdii edilmesi gerektiğini ileri sürerek, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya incelendiğinde kamera kayıtlarına göre plakası tespit edilemeyen bir motosikletin sokağa hızla girdiği sabit olup davacıya arkadan çarptığı bu itibarla ispatlanmış bir kaza bulunduğu, kusura ilişkin yeniden alınan bilirkişi raporunda davacının %70, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %30 kusurlu olduğunun tespit edildiği, %6 maluliyet üzerinden hazırlanan raporda tespit edilen 210.340,00 TL tutarındaki tazminatın %30 kusur oranı üzerinden hüküm tesisi gerektiği belirtilerek davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kabulüyle 63.102,00 TL daimi maluliyet tazminatının 19.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının hukuka uygun olup yargılama sırasında alınan raporda eldeki bilgilerle sağlıklı ve hakkaniyetli bir kusur değerlendirmesi yapılamadığının belirlendiğini, kazaya tespit edilemeyen aracın kusuru ile neden olduğunun ispatlanamadığını bu nedenle Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın usulden reddine karar verilmesi hukuka uygun olup uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığını, davanın usulden reddine karar verilmiş olduğundan esasen bir hak kaybı oluşmadığını, davacının ek delil temin etmesi, yahut adli yargıya müracaat ederek keşif yapılmasını talep etmesi ve ispat yükü üzerinde olması sebebiyle ispat faaliyetini yerine getirmeye çalışmasının her zaman mümkün olduğunu, itiraz yargılamasında alınan kusur raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, dosyadaki delil durumu bu raporun hazırlanmasına elverişli olmadığı gibi Uyuşmazlık Hakem Heyeti aşamasında alınan rapor ile de çeliştiğini, Hakem Heyetince çelişkinin giderilmesinin de sağlanmadığını, davacının yaralanmasına neden olduğu iddia edilen olayda tespit edilemeyen bir aracın kusurunu tespit etmeye yarayan somut bir delil bulunmadığını, keşi icra edilerek, tüm deliller toplanarak adli trafik bilirkişi heyetinden rapor alınmadıkça aleyhte hesaplama yapılmasına itiraz ettiklerini, sağlıklı bir kusur tespiti yapılmadan doğrudan tazminat hesaplanmasını kabul etmediklerini, Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru şartının gerçekleşmediğini, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, zira olayda, davadan önce müvekkili kuruma yapılan başvurunun dava konusu kazanın gerçekleştiğine ilişkin somut bilgi ve belgelerden yoksun olup kazanın başvuranının yasal temsilcisinin iddia ettiği gibi gerçekleştiği hakkında ifadeleri dışında hiçbir bilgi ve belge bulunmadığını, ayrıca davacının mevzuatta belirlenen sağlık kurulu raporunu sunmadığının görüldüğünü, maluliyet raporunun mevzuata aykırı olduğunu, davacının iddia ettiği maluliyetin ortopedik olup iyileşme süresinin beklenmesi gerektiğini, tazminat hesaplamasının TRH Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerektiğini,aleyhe tazminata hükmedilmesi halinde davacının yaş küçüklüğü dikkate alınarak bakım ve gözetim yükümlülüğü ihlali nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davadan önce müvekkili kuruma yapılan başvuruda mevzuata uygun sağlık kurulu raporu sunulmadan ve kazanın oluşuna dair yeterli kanaat elde edilebilecek bilgi ve belge ibraz edilmeden dava yoluna gidildiğinden müvekkilinin temerrüdünden söz edilemeyeceğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
İtiraz Hakem Heyetinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.