Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 30/06/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/06/2012 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile duruşmasız olarak incelenmesi de ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11/12/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı asil ... ve vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davalılar adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, Borçlar Kanunu 49. maddesinden doğan kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, maddi tazminat isteminin şartları oluşmadığından reddine dair verilen karar, davacı ile davalı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
a)Dosyadaki bilgi ve belgeler ile özellikle davlıların iftira suçundan yargılandığı ceza dosyası içeriğinden; davacının, Türk Hava Kuvvetlerinden Kurmay Albay ve Hava Üssü Harekat komutanı iken pilot olarak emekliye ayrıldığı ve davalı ... ile birlikte ... ... olarak bilinen ... Havacılık Anonim Şirketi'ni kurarak adı geçen şirkette %9,8 hisse sahibi olup şirketin genel müdürü olarak görev yaptığı, davalı ...'nın ise aynı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olarak %40,1 hisse sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ...'nın, davalılar Hostes Yardımcısı ... ve Kabin Hizmetleri Başkanı olan hostes ... ile birlikte hareket ederek davacının şirketteki hissesini devretmesini sağlamak amacıyla iftira kampanyası başlatarak önce davacı hakkında şirket yönetim kuruluna şirket çalışanlarına tacizde bulunduğu ve görevini ihmal ettiği iddiasıyla 14/7/2006 tarihli şikayet dilekçeleri verdikleri, 8/8/2006 tarihinde davacının şirketteki yönetim kurulu üyeliğine son verdikleri ve daha sonra da ülke genelinde yayın yapan ... Gazetesinin 30/8/2006 tarihli sayısında “Kadın Patron Tacizi Affetmedi” başlığı altında haber konusu yaptırdıkları anlaşılmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde; davalıların iftira niteliğindeki eylemleri nedeniyle, gerek adı geçen hava yolu şirketinin kuruluş aşamasında tüm işlerini bırakarak özveride bulunduğunu ve bu nedenle ekonomik kayıplarının bulunduğunu, gerekse şirket kurulduktan sonra özveride bulunarak emsallerinden daha az maaşla çalıştığını ve şirketteki işine son verilmesi sonrasında yeniden iş buluncaya kadar ekonomik kaybının bulunduğunu belirterek uğranılan zararın ödetilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece hükme esas alınan 10/10/2011 havale tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının maddi zararının olmadığını kabul etmek doğru değildir. Davacı tarafından iş akdinin haksız feshedildiği iddiasıyla iş mahkemesinde dava açılıp açılmadığı belirlenmeli, iş mahkemesinde böyle bir dava açılmış ise dosya getirtilerek dosyamız talepleri ile karşılaştırılmalı ve istekler aynı değilse davacının, bilirkişi raporunda belirlenen 18000 Euro kadar zararının olduğu benimsenerek karar verilmelidir. Yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle karar bozulmalıdır.
b)Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayın gelişim biçimi, davacı hakkındaki suçlamanın niteliği ile yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde; davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı azdır. Davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a,b) sayılı bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA, davalıların tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 900.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.