Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.06.2012 gün ve 2009/65-2011/119 sayılı kararı onayan Daire’nin 26.06.2012 gün ve 2012/621-2012/11031 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin adına tescilli "Pınar" markasının "tanınmış marka" statüsünde olduğunun tespit edildiğini, "PINAR BEYAZ" ibareli markanın müvekkili adına, ilk olarak 05/05/1988 tarihinde tescil edildiğini, "PINAR BEYAZ 8ı DİZAYN" ibareli markanın 27/04/1999 tarihli tescil ile 5,29,30,31 ve 32 no'lu sınıflarda tescil edildiğini, "BEYAZIM" ibareli markanın ise 08/03/2000 tarihinde 29,35 no'lu sınıflarda ve "PINAR BEYAZ" ibareli markanın ise 02/04/2001 tarihinde 29,30 ve 32 no'lu sınıflarda tescil edildiğini, "PINAR BEYAZ"ibareli markanın tanınmışlık başvurusunun 21.05.2009 tarihinde TPE nezdinde yapıldığını, davalının çok geniş bir seçenek özgürlüğüne sahip olmasına rağmen, davacının markasının tanınmışlığından haksız kazanç sağlamak amacıyla dava konusu 18.06.2007 tarihli 2007/33181 tescil nolu "BAHÇIVAN BEMBEYAZ+ ŞEKİL " markasını 29,30,43 nolu mal ve hizmet sınıflarında tescil ettirdiğini, davalının tamamen kötüniyetle tescil ettirdiği markayı müvekkilinin "beyaz" markaları ile iltibas yaratacak şekilde tescilli şeklinden farklı kulandığını, BEYAZ markasının müvekkilinin tanınmış PINAR markası ile özdeşleşmiş olup, tüketiciler tarafından BEYAZ ibaresi görüldüğünde akıllarına PINAR geldiğini, davalının sözkonusu eylem ve işlemlerinin marka tecavüzü, hukuka aykırı tescil ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının ürünlerinin ambalajları üzerinde, internet sitesinde, iş evrakında ve reklamlarda " BemBeyaz " ibaresine yer verilmek suretiyle sürdürmekte olduğu ürün satış şeklinin; davacının "PINAR BEYAZ" "PINAR BEYAZ & DİZAYN" ibareli, "BEYAZIM" ibareli "PINAR BEYAZ" ibareli markalarından doğan haklarına yönelik marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve menine (durdurulmasına), markaya tecavüz ve haksız rekabet neticesi oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesine, hükmün ilanına, davalı'nın tescilli "BAHÇIVAN Bembeyaz + şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin özel bir ürünü olan beyaz peynir ürünü için "PEYNİRİN BAHÇESİ BAHÇIVAN BEMBEYAZ" ibareli markayı, endüstriyel tasarımları olan ürünün özel ambalaj kutusunu ve ambalaj etiketini tescil ettirdiğini, davacı şirketin "PINAR BEYAZ" ibaresini sadece sürülebilir peynir (TAZE PEYNİR) katagorisinde olan "Pınar Beyaz Light" ve "Pınar Beyaz" isimli sürülebilir peynir (taze peynir) ürünlerinde kullandığını, BEYAZ PEYNİR ürününde kesinlikle kullanmadığını, davacının "pınar beyaz " ibareli markasında ve beyazım ibareli markasında geçen "beyaz" ibaresi cins belirtmekte olduğunu, tali unsur olarak kullanıldığını, beyaz ibaresinin kullanımının 556 sayılı yasanın 12.maddesi gereğince engellenemeyeceğini, BEMBEYAZ ibaresinin anlam yönünden özel bîr ürünü işaret ettiğini, PINAR BEYAZ ibaresinden oldukça farklı, kendine özgü bir karakter içerdiğini, BEMBEYAZ ile PINAR BEYAZ ibarelerinin yazılış ve okunuşları arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığını, PINAR BEYAZ ibaresinde BEYAZ ibaresinin tanınmış PINAR ibaresi yanında tali unsur olduğunu, PEYNİRİN BAHÇESİ BAHÇIVAN BEMBEYAZ ibaresinin bir kompozisyon olup BEMBEYAZ ibaresi bu kompozisyon içinde ürünü tarif ettiğini, müvekkilin ürününün davacının ürünü ile karıştırılma ihtimali bulunmadığını,bu nedenle iltibas yaratmayacağı savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında ise, davacı şirketin, PINAR BEYAZ ibaresini sadece sürülebilir peynir (taze peynir) katagorisinde olan "Pınar Beyaz Light" ve " Pınar Beyaz " isimli ürünlerinde kullandığını, davacıya ait markalardan sadece Pınar markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, asıl davanın; beyaz peynir sektöründe bulunan beyaz peynir üreticilerinin ve özellikle de beyaz peynir sektöründe pazar payı yüksek olan müvekkil şirket üzerinde BEYAZ ibaresinin kullanımını engellemek ve tekelcilik yaratmak amacıyla açılmış olduğunu iddia ederek, davacıya ait " pınar beyaz", 99/004781 "pınar beyaz şekil ", 2001/05921 "pınar beyaz", 2000/04179 "beyazım" ibareli markalarının tanınmış marka statüsünde olmadığının, tanınmış marka kriterlerini kapsamadığı husununun tespitine, pınar beyaz ibaresinin tanınmış marka başvurusunun kabulü halinde tanınmış marka statüsündeki listeden ve tanınmış marka tescilinden terkinine, karar verilmesini istemiş, 25.01.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile karşı davasını hükümsüzlük istemini de ekleyerek ıslah etmiştir.
Davacı-karşı davalı, karşı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı-karşı davalının “Beyaz” ibareli markalarının kullanıldığına ilişkin dosya içerisinde yeterince kanıt bulunduğu, kullanımın peynirin çeşidine göre ayrıca bir ayrım yapılmasının söz konusu olmadığı, davalı-karşı davacının 2007 33181 sayılı markasının emtiaları arasında yer alan 29 ve 30. sınıfların, davacının önceki tarihlerden beri tescilli ve kullanılmış olan “Beyaz” ibaresini de taşıyan markaları ile çakıştığı, “Beyaz” ibaresinin, davacının markalarında esas unsur niteliğinde olduğu, davacının ürünlerindeki “Beyaz” ibaresinin ayırt edici karakter taşıdığı, davalıya ait 33181 numaralı markanın unsurları arasında yer alan “Beyaz” sözcüğünün, davacının markalarına tecavüz oluşturduğu ve karışıklığa neden olduğu, bu nedenle, 29 ve 30. sınıf emtialar bakımından markanın hükümsüzlüğünün gerektiği, bununla birlikte 43. sınıf emtia bakımından davacı tarafın bir üstünlüğünün bulunmadığı, 43. sınıf emtianın karıştırılamayacak farklı bir emtia olduğu, tescilli markaların kullanımının kendi başına haksız rekabet olarak nitelenemeyeceği, ancak davalı-karşı davacının kullanımının, markanın tescil edildiği forma birebir uymadığı, kullanımın tescilli karakterlerden farklılaştığı ve özellikle davacı tarafın tarzına yaklaştığı, dolayısıyla karıştırma riskinin doğduğu, davalı-karşı davacının kullanım tarzının, fiilen tescil dışı bir kullanım olduğu,
marka hakkına tecavüz, haksız rekabet koşullarını karşıladığı, davalı-karşı davacının muaraza ve müdahalenin önlenmesine ilişkin karşı davasının sabit olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Taraf vekilleri, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00'ar TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenlerden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.