Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 105 ada 13,110 ada 6 ve 123 ada 2 parsel sayılı sırasıyla 6049,81 m2,588,10 m2,6515,39 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanılarak 105 ada 13 ve 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazlar davalı ... oğlu ... adına, 123 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ise davalılar ... ve ... adına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı ... Çakır miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında ..., ... ..., ... ve ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ; dava konusu 105 ada 13,110 ada 6 ve 123 ada 2 parsel sayılı taşınmazların miras bırakan ...'ın Ordu 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/558-1113 E-K. sayılı veraset ilamında gösterilen mirasçıları adına payları oranında, dava konusu 105 ada 7,8,9,12,14,15,123 ada 1,3,4,124 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Öncelikle davalı ...'ın temyizinin hangi taşınmazlara yönelik olduğunun belirlenmesi önemlidir. Davacı ...'ın açtığı davada hükmü temyiz eden ... davalı sıfatındadır. Nitekim davalı ... davanın devamı sırasında davaya usulüne uygun olarak dilekçe sunmak ve harcını yatırmak suretiyle katılma talebinde bulunmamıştır. Mahkemece davanın kısmen reddine karar verilmesi ve davalı ...'ın da açılmış bu davada katılma talebinde bulunmaması nedeniyle haklarında ki davanın reddine, tespit gibi tesciline hüküm verilen taşınmazlar açısından temyiz talebinin olmadığı, davalı ...'ın temyizinin haklarında ki dava kabul edilen 105 ada 13,123 ada 2 ve 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu husustan ayrı olarak her ne kadar dava ve temyize konu 105 ada 13 ve 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazlar davalı ... oğlu ... adına tespit edilmiş ise de davacı ... ve katılan davacılar bu taşınmazların ortak miras bırakan'dan geldiğini, davacı ve davalılar adına müştereken yazılması gerektiğini öne sürerek tereke adına dava açmışlardır. Mahkemece de dava ve temyize konu taşınmazların ortak miras bırakana ait olduğu ve mirasçıları arasında usulüne uygun olarak paylaşılmadığı gerekçe gösterilerek miras bırakan ... mirasçıları adına tescile karar verilmiştir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, bir hükmü ancak hukuksal yararı bulunmak koşuluyla davanın tarafları ile davanın tarafı olmamakla birlikte aleyhine hüküm verilmiş olan kişiler temyiz edebilir. Bu hale ve mahkemece oluşturulan hükmün kapsam ve gerekçesi dikkate alındığında davalı ...'ın dava konusu 105 ada 13 ve 110 ada 6 parsel parsel sayılı taşınmazlara yönelik oluşturulan hükmü temyizde hukuksal bir yararının bulunduğu kuşkusuz olup bu kapsamda yapılan temyiz incelemesinde ;
Dava ve temyize 105 ada 13,110 ada 6 ve 123 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar tutanaklarında belirtilen hukuki nedenlerle tespit edilmiştir. Davalı ... 17.02.2009 günlü oturumda usulen belgelendirilen beyanında davayı kabul ettiğini, kardeşinin de taşınmazlarda ... olduğunu ve babasının veraset ilamına göre taşınmazların tüm kardeşler adına yazılması gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece de davalının bu kabulü doğrultusunda dava ve temyize konu taşınmazların miras bırakan ... mirasçıları adına veraset ilamında gösterilen payları oranında adlarına tesciline karar verilmiş ancak mirasçılar arasında davalı ...'ın ismi ve payı sayılmamıştır.
Nitekim mahkemece hükme esas alınan veraset ilamında davalı ... miras bırakan 1918 doğumlu ...'ın mirasçısı olarak gösterilmemiş, dosya içinde bulunan 18.06.2008 tarihli nüfus kayıt örneğinde de ... miras bırakanı ... çocukları arasında davalı ...'in ismi sayılmamış, buna karşılık 19.03.2012 tarihinde Uyap sisteminden alınan nüfus kayıt örneğinde ise davalı ...'ın tarafların kök miras bırakanı 1918 doğumlu ...'ın oğlu olduğu belirtilmiştir. Ne var ki mahkemece; nüfus kayıtları arasında ki bu çelişki giderilmemiş, davalı ...'ın miras bırakan ... mirasçısı olup olmadığı tereddütsüz olarak belirlenmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece yapılacak iş; kök miras bırakan 1918 doğumlu ...'ın verasete esas açık nüfus kayıtları Nüfus Müdürlüğü'nden eksiksiz ve tam olarak getirtilmeli, gelen kayıtlar içeriğinde davalı ...'ın miras bırakan ... mirasçıları arasında isminin sayılıp sayılmadığı belirlenmeli, ayrıca Kadastro Hakimi'nin dosyadaki veraset belgeleri ile bağlı olmadığı gerektiğinde yanlış olan varest belgelerine değer vermeyerek nüfus kayıtlarına göre doğru veraset belgesi verebileceği düşünülmeli, bu yolla miras bırakan ...'ın mirasçıları tam ve eksiksiz olarak belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece, bu olgu gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi Kadastro Müdürlüğü'nün 14.01.2009 tarihli yazısında davacının dilekçesinde numarasını bildirdiği 123 ada 4 parsel sayılı taşınmazın olmadığı, 123 adanın 3 parselde son bulduğu belirtilmesine rağmen infazda tereddüt yaratacak şekilde zeminde olmayan taşınmaz hakkında tespit gibi tescil hükmü kurulması, ayrıca katılan davacı ... ...'nın muris ... mirasçısı Çakır dolayısıyla miras yoluyla gelen hak talebinde bulunduğu, katılan ... ...'nın muris ... mirasçılarından ölü ...'ın kızı olmadığı, aksine anne adının ... olduğu, böylesi bir durumda katılan davacı ... ...'nın miras bırakan ... terekesinden mirasçı olmadığından hak talebinde bulunamayacağı gözetilerek bu katılanın davasının reddine karar verilmesi gerekirken hüküm yerinde bu noktaya değinilmemesi hususları dahi isabetsiz, davalı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı ...'a iadesine, 11.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi .