Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'ın 18.07.2013 tarihinde Akbank Çorlu Şubesi'nden konut kredisi kullandığını, 1.001,64 TL sigorta poliçe masrafının kendisinden tahsil edildiğini, 29.10.2013 tarihinde vefat ettiğini, kredi nedeni ile 131.055,49 TL borcu bulunduğunu, davacıların davalı şirkete başvurduklarında hipertansiyon ve şeker hastalığının gizlenmiş olması gerekçesi ile ödeme yapmaktan davalı şirketin imtina ettiğini, davacıların murisinin ölümüne neden olan olayın kalp damar rahatsızlığı nedeni ile meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 90.510,00 TL bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin T-5002479 numaralı Uzun Süreli Kredi Hayat Başvuru Formunu müteveffanın doldurduğunu, şeker ve hipertansiyon hastalığına rağmen sigortalı adayının sağlık beyanı kısmındaki soruları hayır olarak yanıtladığını, murisin savcılık soruşturma dosyasında da belirtildiği üzere THC-cooch maddesi ve metformin maddesinin bulunduğu söz konusu maddelerin uyuşturucu grubunda olduğunu, kronik şeker hastalığı ve hipertansiyon hastalığının bulunduğunu, ölüm belgesinin incelenmesi neticesinde de kronik şeker hastalığı ve hipertansiyon hastalığının olduğunun tespit edildiğini, TTK'nın 1435 inci maddesine göre Hayat Sigortası Genel Şartları C.2-2 maddesinde de sözleşmesinin yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğünün düzenlendiğini, kasıt derecesinde bir kusur, beyan yükümlülüğünün ihlali gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcunun ortadan kalkacağını, bu konuda emsal kararlar olduğunu, daini mürtehin bankanın muvafakatinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisi sigortalı ile davalı şirket arasında sigorta poliçesi düzenlendiği, bu sözleşme kurulurken başvuru formunu dolduran murisin şeker ve hipertansiyon hastalığı olmasına rağmen sağlık beyanı kısmındaki soruları hayır olarak yanıtladığı, sigortalının kendinde var olan hastalıkları bildirme yükümlülüğü olduğu, dosyadaki tıbbi deliller ve bu deliller ışığında tanzim olunun bilirkişi raporunda murisin ölümü ile kendisinde olan bu hastalıklar arasında illiyet bağının mevcut olduğunun belirtildiği, Türk Ticaret Kanunu'nun 1235 inci maddesi gereğince sigortalının ihbar yükümlülüğünün ihlali nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; sigortalı murisin haberdar olmadığı, herhangi bir tedavi görmediği, ilaç kullanmadığı ve bu nedenle beyan edemediği kalp ve damar hastalığı nedeni ile hayatını kaybettiğini, ölüme hipertansiyon ve şeker hastalıklarının sebebiyet vermediğini, otopsi raporunda ölüm sebebinin kalp-damar hastalığı olarak tespit edildiğini, murisin hastalığını bildiğini davalının ispat etmesi gerektiğini, 18.07.2017 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, hipertansiyon ve şeker hastalığının doğrudan kalp krizi ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun denetime açık olmadığını, bilimsel verilerden çok tahmin üzerine ''muhtemelen öyledir'' düşüncesi ile kaleme alındığını, Yerleşik Yargıtay kararlarının dikkate alınmadığını, dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi talep edilmiş olmasına rağmen bu yoldaki talebin dikkate alınmadığını, sigorta şirketinin sigortalının bildirmediğini iddia ettiği hastalıkları digital altyapısı sayesinde öğrenebileceğinin açık olduğunu belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile murisin, şeker ve yüksek tansiyon hastalıklarının poliçe tarihinden önce kendisinde mevcut bulunduğu, murisin sağlık beyanı ile kendisine sorulan sorularda rahatsızlıklarını bildirmediği, şeker ve yüksek tansiyon hastalıkları ile bağlantılı kalp krizi nedeniyle vefat ettiği, ölüm ile bildirilmeyen hastalıklar arasında illiyet bağı bulunduğu, davalının bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirdiği, mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1.b.1 maddesi gereğince davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

davacıların mirasbırakanının kullandığı konut kredisi için yapılan hayat sigorta poliçesi kapsamında vefat sebebiyle tazminat istemidir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435 ve 1439 uncu maddeleri, Hayat Sigortası Genel Şartları

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacıların mirasbırakanının vefatı ile hayat sigortası öncesi mevcut olan hastalıkları arasında illiyet bağı bulunduğunun uzman bilirkişi raporu ile belirlendiği, dairece celbedilen sigorta poliçesinde mirasbırakanın şeker ve tansiyon rahatsızlıkları olmadığını bildirdiği ve bu poliçeye bizzat imza attığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine Gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.