Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi müteveffa ...’in Ziraat Bankası A.Ş.'den kullanmış olduğu kredilerini güvence altına almak amacıyla davalı Ziraat Hayat Emeklilik A.Ş. ile akdedilen ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ... ve ....poliçe numaralı kredi hayat sigortaları imzalandığını, ...’in poliçe süresi içerisinde 15.04.2019 tarihinde vefat etmesi nedeniyle kredi hayat sigorta bedellerinin müteveffanın mirasçılarına ödenmesi gerektiğini, mirasçı davacıların davalı sigorta şirketine başvurduklarını, ancak davalı sigorta şirketince müteveffanın kanser hastası olduğu, hastalığını gizlediği, bu hastalık nedeniyle vefat ettiği ve bu nedenle ödeme yapılmayacağı gerekçesi ile talebin reddedildiğini, davalı sigorta şirketinin iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müteveffanın gerek Ziraat Bankası ile kredi sözleşmesi imzalarken gerekse davalı ile hayat sigortası sözleşmesi imzalarken ya da imza tarihinden önce herhangi bir şekilde kanser veya başkaca bir hastalığı bulunmadığını, müteveffanın kanser rahatsızlığının daha sonradan ortaya çıktığını, davacıların müteveffanın Ziraat Bankası A.Ş.'ye olan kredi borçlarını yapılandırıp borcunu kapattıklarını, bu nedenle davalı sigorta şirketinin poliçe numaraları yazılı söz konusu kredi hayat sözleşmeleri bedellerini davacılara ödemesi gerektiğini belirterek şimdilik 1.000,00 TL hayat sigortası tazminatının 15.09.2019 başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazmini ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlık konusu alacak ile ilgili olarak Ziraat Bankası A.Ş ile davalı arasında imzalanan Grup Hayat Sigorta Sözleşmesi kapsamında sigorta ettirenin ilgili Banka olup, sigorta sözleşmesinden doğan hak ve alacakları talep etme hakkının da sigorta sözleşmesi uyarınca Ziraat Bankası A.Ş’ye ait olduğunu, Grup Kredi Hayat Sözleşmesi uyarınca, rizikonun gerçekleşmesi halinde de birinci derecede hak sahibi ve lehdarın da ilgili Banka olduğunu, sigortalı varislerinin anılan sözleşme kapsamında doğrudan sigorta tazminatına hak kazanmalarının mümkün olmadığını, müteveffanın kanser hastalığını poliçe tanziminden önce beyan etmediğini, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının teminat kapsamı dışında olduğunu, davacıların murisinin bilgilendirme formunda halen tedavisi devam eden veya sona eren kanser hastalığınız sorusuna hayır cevabını verdiğini, yalnızca mutlak kanser tanısı değil kanser hastalığına dair teşhis edilen bir bulgunun/şüphenin varlığı ve sona eren kanser hastalığının da beyan yükümlülüğü kapsamında olduğunu, sözleşme şartı olarak beyan yükümlülüğüne aykırı davranılmış olması nedeni ile de sigorta bedelinin ödenmemesi gerektiğini, sigortalı murise ait tıbbi belgelerin incelenmesinde, sigortalı murisin kapsama alınmadan evvel Erciyes Üniversitesi'nin 10.01.2018 tarihli Patoloji Raporu ile ''tanı '' olarak ''Adenokarsinom Pankreas, iğne Başı Biyopsisi'' tanısı konduğunu, sigortalıya iş bu tıbbi belge kapsamında kanser tanısı konduğunu, bu tıbbi belgeye göre sigortalının kapsama alınmadan evvel rektum kanseri tanısı aldığını, esasen bu durumun beyan edilmesi halinde sigortalanma şartı mevcut olmadığından sigortanın zaten hiç yapılmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinden alınan 06.05.2021 tarihli Adli Tıp raporunda, ...’in 22.01.2018 ve 30.04.2018 tarihleri arasında pankreas karnisonumu tanısı ile medikal onkoloji servisine yatırılarak kemoterapi uygulandığı, ...’in ilk hayat sigortası poliçesi tanzim tarihi olan 17.05.2018 tarihinden önce 27.12.2017 tarihinde başlayan hastane başvurularının olduğu, muayene ve tetkiklerinin yapıldığı, pankreas kanserinin saptandığı, onkoloji servisine yatış yapıldığı, kemoterapi verildiği, ...’in ileri evre pankreas adenokarsinomu ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü, kişinin ölümü ile kanser hastalığı arasında illiyet bağı bulunduğu, raporun dördüncü sayfasında ...’de saptanan organ metastazı yapmış ileri evre pankreas adenokarsinomunun tedavi ile iyileşme şansının bulunmadığının belirtildiği, davacı vekilinin 14.06.2021 tarihli dilekçesinde ve davalı vekilinin cevap dilekçesinde belirtildiği gibi ...'in, davalı taraf ile kredi hayat sözleşmesini ilk defa 05.01.2018 tarihinde imzaladığı, oysa Adli Tıp raporunda belirtildiği üzere ...’e 27.12.2017 tarihinde kanser teşhisi konulduğu ve kemoretapi uygulanmaya başlandığı, 05.01.2018 tarihli sözleşmenin 11 inci maddesinde sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının teminat kapsamı dışında olduğunun açıkça düzenlendiği, teminat dışı haller nedeni ile davalının davacılara tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda 27.12.2017 tarihinde kaşıntı ve sarılık hikayesi ile muayenelere başlandığının belirtildiğini, ancak raporda, Mahkeme hükmünde belirtildiği gibi 27.12.2017 tarihinde kanser teşhisi konulduğu ve kemoterapiye başlandığı şeklinde bir ibare bulunmadığını, bilirkişi raporunda da görüleceği üzere 22.01.2018 ve 30.04.2018 tarihleri arasında pankreas karnisomu tanısı ile servise yatırıldığı ve kemoterapi uygulandığının belirtildiğini, kredi hayat sözleşmesinin 05.01.2018 tarihinde imzalandığını, poliçenin kanser tanısı konulmadan önce imzalandığını, sigortası sözleşmeleri sırasında ve öncesinde murisin herhangi bir şekilde kanser veya başkaca bir hastalığı bulunmadığını, ...'in kanser rahatsızlığının daha sonradan ortaya çıktığını, raporda her ne kadar ...'in ölümü ile kanser hastalığı arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmiş olsa da, ...'in tedavi opsiyonları, olası yan etki ve komplikasyonlar vb. hususlarda aydınlatıldığını gösteren bir belgeye rastlanılmadığının açıkça ortada olduğunu, bahse konu rapora bu yönleriyle itiraz edildiğini, ancak yerel mahkemece itirazların dikkate alınmadığını, dosyanın ek rapora dahi gönderilmediğini ve bilirkişi raporunda 27.12.2017 tarihinde kanser teşhisi konulduğu ve kemoterapiye başlandığı şeklinde bir ibare bulunmadığı halde bu ibareye dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar murisinin dava dışı Ziraat Bankası A.Ş'den birden çok kredi kullanıp bu kredileri yine birden fazla hayat sigortası poliçesi ile sigortaladığı, sigortalı murisin imzasını içeren sözleşmelerde kanser hastalığının teminat kapsamı dışında kaldığının belirtildiği, davacılar murisinin de bu rahatsızlığın kendisinde bulunmadığını beyan ettiği, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 06.05.2021 tarihli raporda murisin ölüm sebebi ile kanser hastalığı arasında illiyet bağının bulunduğunun saptandığı, davacılar murisinin ölümüne yol açan hastalığın sözleşme sırasında mevcut olduğu, bu durum karşısında davacılar murisi ile hayat sigortası sözleşmesi yapıldığı sırada Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 7. maddesi kapsamında davalının bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacılar murisinin ölüm sebebi ile gerçekleşen riziko arasında illiyet bağının mevcut olduğu, davacılar murisinin rahatsızlığını sözleşmenin kuruluşu sırasında söylemeyerek/gizleyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu hali ile İlk Derece Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 3531/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf başvurusunda ileri sürdüğü sebepler ve resen görülecek nedenler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
hayat sigortası poliçesinden kaynaklı vefat tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435,1439,1440,1487 nci maddeleri, Hayat Sigortaları Genel Şartları.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacılar murisinin (sigortalı) kanser hastalığı teşhis ve tanısının, davaya konu hayat sigortası poliçelerinin başlangıç tarihlerinden önce konulmuş olduğunun ve ileri evre pankreas adenokarsinomu ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğünün, kişinin ölümü ile kanser hastalığı arasında illiyet bağı bulunduğunun, hükme esas alınan 06.05.2021 tarihli Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp raporu ile belirlenmiş olmasına, sigortalı murisinin poliçeye dayalı sağlık beyan formunda kanser hastalığını bildirmeyerek (gizleyerek) imzaladığının dosya kapsamından anlaşılmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine.
11.06.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.