Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşmalı olarak davalılardan ... ve ... mirasçıları vekili tarafından duruşmasız temyiz edildiği, duruşma isteminin dava değeri itibariyle reddine karar verilmiş olmakla kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında Çanakkale ili, Lapseki ilçesi, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 126 ada 104 ve 105 parsel sayılı 8444,00 ve 3443,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayalı olarak davalı ... ve ... adına, 126 ada 106,107 ve 108 parsel sayılı 3533,00 ve 3551,00,3730,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar aynı nedenle davalı ... adına tespit edilmiş, 126 ada 109 parsel sayılı 7445,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise yine aynı nedenle önce posta mütalaası ile ... adına tespit edilmiş, ancak komisyon tarafından 20.04.1974 tarihli karar ile posta mütalaası uygun görülmeyerek 1/2 şer paylı olarak davalılar ... ve ... adına tespit edilmiş, ... ve müştereklerinin komisyona yaptığı itirazlar ise ayrıca 28.05.1985 tarihli komisyon kararıyla reddedilmiştir.
Davacılar ..., ... ve ..., tapu kaydına, imar ve ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak adlarına dava dışı 126 ada 43 parsel sayılı taşınmaz tespit edilmişsede aslında tapularının dava konusu taşınmazlara ait olduğunu, kendileri tarafından imar ve ihya edilerek fidanlık haline getirildiğini öne sürerek davalılar adına yapılan tespitlerin iptali ile taşınmazların adlarına tescili istemiyle dava açmıştır.
Yargılama sırasında ..., 07.12.1999 tarihli dilekçesi ile 126 ada 109 parsel sayılı taşınmazın babası ... adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, ... 'ın ölümüyle mirasçı olarak kendisinin kaldığını öne sürerek 126 ada 109 parsel sayılı taşınmazın adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddi ile 126 ada 104,105,106,107,109 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline, 126 ada 109 parsel sayılı taşınmazın ... adına tesciline dair verilen önceki tarihli kararın davacılar vekili tarafından tüm taşınmazlara yönelik, davalılar ... ve ... mirasçıları tarafından ise 126 ada 109 parsele yönelik temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince; dayanılan tapuların ifrazen oluşturulmasına göre ifraz haritalarının bulup bulunmadığının araştırılmadığı, tapu kayıtlarının yöntemine göre uygulanmadığını, davacıların dayandığı ve revizyon gördüğü 126 ada 43 parsele ait olup olmadığı yönünden uygulama yapılması gereğine değinilerek araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davacıların davasının reddine, 126 adada bulunan 104,105,106,107,108 ve 109 nolu parsellere ilişkin yapılan kadastro tespitlerine itirazlarının reddine, dava konusu parsellerin kadastro tespitindeki gibi davalılar adına tespit ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalılardan ... ve ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Davacılar ... ve arkadaşları vekilinin 126 ada 104,105,106,107,108 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki temyiz itirazları yönüyle; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, taşınmazların bulunduğu "Gazi ... Mahallesinin" hüküm yerinde "... Mahallesi " olarak yazılmasının maddi hata niteliğinden olup mahkemesince her zaman düzeltilebileceğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalılardan ... ve ... mirasçıları vekili 126 ada 109 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazları yönüyle;
A) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Davalılardan ... ve ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 126 ada 109 parsel sayılı 7445,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise yine aynı nedenle önce posta mütalaası ile ... adına tespit edilmiş, ancak komisyon tarafından 20.04.1974 tarihli karar ile posta mütalaası uygun görülmeyerek 1/2 şer paylı olarak davalılar ... ve ... adına tespit edilmiş, ... ve müştereklerinin komisyona yaptığı itirazlar ise ayrıca 28.05.1985 tarihli komisyon kararıyla reddedilmiştir.
Komisyonun 20.04.1974 tarihli kararının incelenmesinde; ... ile ... ve ...'ın önceki malik olan ... kızı ...'den kayden satın aldıkları taşınmazlar hakkında adlarına tapu kaydı oluştuğu, ... adına oluşan 19.03.1960 tarihli 31 nolu tapunun dava konusu 126 ada 109 parsele ait olduğu, ... ve ... adına oluşan 04.10.1963 tarihli tapunun ise dava dışı 126 ada 30 parseli kapsadığı, ancak zeminde dava dışı 126 ada 30 parseli ... 'ın kullandığı ve satın almasından sonra meyve bahçesi haline getirdiği, eldeki davanın konusu 126 ada 109 parseli ise ... ve ... tarafından tarla kullanıldığı, tapuların devri sırasında tapu numaralarının yanlış yazılmasından kaynaklandığını, her ne kadar, kadastro sırasında ise tapu kayıtlarının kapsadığı yerlere göre tapu malikleri adına tespitlerin yapılmış ise de, tapular ile kullandıkları yerlerin farklı tapu maliklerinin kullanım durumunu kabul etmiş olmaları nedeniyle, dava dışı 126 ada 30 parsel sayılı taşınmazın ... adına, dava konusu 126 ada 109 parselin ise ... ve ... adına tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
126 ada 109 parsel sayılı taşınmaz hakkında askı ilan süresi içinde davacılar ..., ... ve ... tarafından diğer taşınmazlarla birlikte dava açılmış yargılama sırasında ise ..., 07.12.1999 tarihli dilekçesi ile 126 ada 109 parsel sayılı taşınmazın babası ... adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, ... 'ın ölümüyle mirasçı olarak kendisinin kaldığını öne sürerek adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen 26.04.2000 tarihli önceki kararda ... müdahil sıfatıyla, ... ve ... mirasçıları ise davalı sıfatıyla gösterilmiş, mahkemece davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi ... adına tesciline karar verilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince; davacılar vekili tarafından tüm taşınmazlara yönelik, davalılar ... ve ... mirasçıları tarafından ise 126 ada 109 parsele yönelik temyiz edildiği açıklanarak hüküm araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulmuştur.
Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına rağmen ve eldeki temyize konu 03.09.2021 tarihli karar başlığında ... müdahil sıfatıyla gösterilmesi gerekirken bu kez davalı sıfatıyla yer almış, kararın içeriğinde adı geçenin müdahillik sıfatından ve talebinden söz edilmemiş, gerekçe kısmında da talebinin reddedilip reddedilmediği hususu tartışılmamış, hüküm yerinde de yalnızca davacıların davası reddedilmek suretiyle yine müdahilin davası hakkında olumlu yada olumsuz bir hüküm kurulmamış, 126 ada 109 parsel sayılı taşınmazın komisyon kararıyla posta mütaalasının değiştirildiği de gözden kaçırılarak taşınmaz hakkında tespit gibi tesciline denmek suretiyle diğer bir anlatımla hükmün infazda tereddüt yaratacak, mülkiyet naklini doğuracak şekilde hüküm kurulmuştur.
Temyiz incelemesi sırasında; 20.04.1974 tarihli Komisyon kararıyla müdahilin murisi ... adına tespitine karar verilen dava dışı 126 ada 30 parsel sayılı taşınmazın Uyap üzerinden alınan tapu kaydının incelenmesinde 32.378,00 m2 yüzölçümlü olarak meyve bahçesi niteliğiyle ve 2002 yılında satış nedeniyle başkaca kişiler adına kayıtlı olduğu görülmüş olup, bu haliyle Komisyonun 20.04.1974 tarihli kararından sonra ... adına yapılan tespitin kesinleşip kesinleşmediği, hakkında dava açılıp açılmadığı da anlaşılamamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava dışı 126 ada 30 parsel sayılı taşınmazın tutanak suretinin ve kadastro sonucunda oluşan tapu kaydının tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmesi, hakkında dava görülmüş ise dava dosyasınında istenilmesi, dava dışı 126 ada 30 parsel sayılı taşınmazın müdahilin murisi (babası) ... adına kesinleşmiş ve bilare muris ... yada mirasçıları tarafından kayden ... olması halinde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü de gözetilmek suretiyle eldeki davada müdahil ...'ın davası hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi ve hüküm yerinde taşınmazın kimin adına tescil edileceği açıkça yazılması, diğer bir anlatımla mülkiyetin naklini doğuracak şekilde infazda tereddüt yaratılmaması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda (1.) bentte gösterilen nedenlerle davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz temyiz itirazlarının reddiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının temyize konu 126 ada 104,105,106,107,108 parsel sayılı taşınmazlar yönüyle ONANMASINA,
Yukarıda (2/A) bendinde yazılı nedenlerle 126 ada 109 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz temyiz itirazlarının REDDİNE;
Yukarıda (2/B) bendinde yazılı nedenlerle davalılardan ... ve ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazları kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca temyize konu 126 ada 109 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün BOZULMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacılar ... ve arkadaşlarından alınmasına,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalılar ... ve ... mirasçılarına iadesine,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.