Başvuruların esastan reddi
BİRLEŞEN DAVA: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/676 E.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin asıl ve birleşen davalarla markanın kullanmama nedeniyle iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkin karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı ve birleşen davaların ise reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı karşı davalı vekili ve davalı karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ASIL, KARŞI VE BİRLEŞEN DAVA
1.Davacı karşı davalı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin modanın önde gelen firmalarından biri olduğunu, "Bluemarine", "Bluegirl" gibi tanınmış markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin Bluemarine isimli markalarının 3,8,9,14,18 ve 25. sınıftaki ürünler ile 35 ve 38. sınıflardaki hizmetler için Türkiyede tescilli olduğunu, 24. sınıftaki ürünler bakımından da öncelikli hakkı bulunduğunu, müvekkilinin ürünlerini www.bluemarine.com isimli web sitesi üzerinden de dünyaya pazarladığını, davalının hükümsüzlüğü talep edilen markaları ile müvekkilinin markalarının birebir aynı olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2012/19047 sayılı "Bluemarıne" ibareli ve 2013/96273 sayılı "Italıan Home Bluemarıne+ Şekil" ibareli markaların hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı karşı davacı vekili karşı davaya ilişkin dava dilekçesinde; karşı davacının adına tescilli olan 2008/62908 sayılı "BLUFIN", 2008/46416 sayılı "BLUMARİNE", 2007/03131 sayılı "BLUGİRL", 2007/03129 sayılı "BLUMARİNE", 2005/40454 sayılı "BLUGİRL" ve 1995/007761 sayılı "BLUMARİNE" ibareli markaları tescilli olduğu sınıflarda kullanmadığını, davalının zikredilen markaları ve 2013/91724 sayılı "BLUGİRL BLUMARİNE" ve 2012/72413 sayılı "Blumarine INNAMORATA" ibareli markaları gerçekte kullanma amacı olmaksızın şantaj, yedekleme ve engelleme amacıyla kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek, zikredilen markaların hükümsüz kılınarak sicilden terkinine ve 2008/62908 sayılı "BLUFIN", 2008/46416 sayılı "BLUMARİNE", 2007/03131 sayılı "BLUGİRL", 2007/03129 sayılı "BLUMARİNE", 2005/40454 sayılı "BLUGİRL" ve 1995/007761 sayılı "BLUMARİNE" ibareli markaların da kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiş, 27.09.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle, kullanmama nedeniyle iptal taleplerini davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesine dayalı olarak açtıklarını ancak anılan hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle henüz kesinleşmemiş ve derdest davaların akıbeti belirsizliğe girdiğini, bu nedenle ve usul ekonomisi de gözeterek hak kaybına uğramamak adına karşı davadaki kullanma nedeniyle iptal taleplerini 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) kapsamında kullanmama nedeniyle iptal olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir.
3. Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalının, müvekkili tarafından yaratılıp yaklaşık 10 yıldır kullanılan eser mahiyetindeki "B" logosunu kötü niyetle adına marka olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek dava konusu 2016 27599 sayılı B markasının grafik tasarım eseri olduğunun ve davalının gerçek hak sahibi olmadığının tespitine, markanın müvekkilinin izni olmaksızın kendi markasıymış gibi gösterilerek hal ihlalinin tespitine, davalı adına tescilli 2016/27599 sayılı B ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı karşı davacı vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı karşı davalının yurt içi ve yurt dışında bayan giyimi üzerine faaliyet gösterdiğini, 25. sınıf olan bayan giyiminde Türkiye'de yeni faaliyete başladığını, ürünlerinin sadece Beymen mağazasında satıldığını, iki yıldır sınırlı sayıda Bluemarıne ibareli marka kullanımının olduğunu, Türkiyede 24,18,35. sınıf kapsamında kullanımının bulunmadığını, davacının kendi markalarının tanınmış olduğu iddiası karşısında kendi markalarının da tanınmış olduğunu, tanınmış markaların özel korunan markalar kısmına kaydedildiğini, davacının hiçbir markasının söz konusu listede yer almadığını, Bluemarıne markasının birçok ülkede farklı sınıflarda farklı şirketler adına kayıtlı olduğunu, Bluegırl markasının ise 05,18,24,35. sınıflarda başkasının adına kayıtlı olduğunu, seri marka iddia ve tanımının hatalı olduğunu, davacının markası ile dava konusu markaların benzer sınıflarda olmadığını, davacının önce kullanım iddialarının yanlış olduğunu, müvekkilinin İtalian Home markasını 2011, Bluemarıne ibareli markasını ise 2012 yılından beri fiilen kullandığını, dava konusu markaların benzer olmadığını, davacının var olduğunu iddia ettiği sözde haklarının zamanaşımına uğradığını savunarak asıl davanın reddini istemiştir.
2. Davacı karşı davalı vekili karşı davaya ilişkin cevap dilekçesinde, müvekkilinin www.blumarine.com sitesinden tüm dünyaya satış yaptığını, Türkiye de yoğun olarak ev tekstil ile ilgili faaliyette olup ürünlerin BEYMEN gibi tanınmış satıcılar aracılığıyla yapılmakta olduğunu, ev tekstil dergisi olan MARİE CLAIRE dergisinde yer alan haberde de Türkiye de yoğun satış ve bilinirliğin kanıtlandığını, sadece bayan giyim alanında ve kısıtlı faaliyet olduğuna ilişkin iddianın yerinde olmadığını, tanınmış marka konusunda sicile tescilin kurucu nitelikte olmadığını, markanın 1977'den beri kullanılmakta olduğunu, markaların benzer ve birebir ilişkili ürün ve hizmetleri kapsadığını, sessiz kalma yolu ile hak kaybı ve zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığını savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
3. Davalı vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacının iddialarının yerinde olmadığını, davaya konu edilen "B" harfi logosunun Microsoft firmasının telifinde bulunan "Kuentler" yazı karakteri formatında ve kullanıcılara ücretsiz olarak sunulduğunu, "B" harfi ile başlayan çoğu markanın bu stili kullanmış olduğunu, davacının "B" logosunda telif hakkı sahibi olmadığını, "B" logolarının benzer olmadığını, 24.sınıfta kullanım olmadığını, kötü niyet iddiasının yerinde olmadığını, davacının taleplerinin kötü niyetli olduğunu savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilince her ne kadar ıslah dilekçesi sunulmuş ise de; davanın yasal dayanağının kalmadığı davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı vekilinin davadaki ıslah talebi ise usuli bir işleme dayanmadığından yasadaki ıslah müessesine aykırı olduğu, her üç bilirkişi heyet raporu, marka tescil belgeleri, taraflarca ileri sürülen beyanlar, sunulan deliller bir bütün olarak incelendiğinde, davacının markasının belirli bir bilinirliği olduğu ancak bunun tanınmış marka kriterleri derecesine ulaşmadığının bilirkişi raporları ile sabit olduğu, hükme dayanak alınan son rapor kapsamı ile birlikte incelendiğinde; somut olayda kötü niyetin ispat edilemediği, davanın süresinde açıldığı, sessiz kalma yoluyla hak kaybının bulunmadığı, asıl davada; davalı adına tescilli 2012/19047 nolu BLUMARİNE ibareli marka ile mesnet markaların 24. sınıftaki “dokunmuş ve dokunmamış kumaşlar” (ayrıntısı gerekçeli kararda yazılacak) emtia grubu yönünden iltibas oluşturacak düzeyde benzer olduğu, kalan mallar bakımından iltibas oluşmadığı, 2013/96273 sayılı markada yer alan işaretle mesnet markalarda yer alan işaretlerin ise benzer olmadığı, karşı davadaki kötü niyet iddiasının ispat edilmediği, kullanmama nedeniyle iptal talebinin ise yasal dayanağını kaybettiği, birleşen davada da davalı adına kayıtlı 2016/27599 tescil nolu markanın hükümsüzlük istemininde yerinde olmadığı, zira davacı adına 21.09.2017 tarihinde başvurusu yapılmış olan 2017/83351 nolu marka başvurusunun, davalı tarafından 2016/27599 no ile tescilli marka başvurusundan daha sonra olduğu, yazı fontunun tek başına korunmaya değer bir hak vermediği, “Kunstler Script” karakterinin tek başına davacıya bir hak vermediği, keza kötü niyetine ilişkin olarak da ispat koşullarının yerine getirilememiş olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2012/19047 nolu BLUMARİNE ibareli markanın 24. sınıftaki “dokunmuş ve dokunmamış kumaşlar” malları yönünden kısmen hükümsüz kılınarak sicilden terkinine, asıl davadaki fazlaya ilişkin istemle karşı ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili ve davalı karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ve markaların tanınmış olduğunu, dünya moda sektörünün önde gelen isimlerinden olup çekirdek markaları stilize eden "B" ve "BLUEMARİNE" başta olmak üzere "Bluemarine" ve "Blugirl" gibi tanınmış markaların sahibi olduğunu,1977 yılından beri İtalya'da tescilli BLUMARİNE seri markalarının gerçek sahibi olduğunu ve B markasının da Birleşik Devletler Patent ve marka Ofisi ve Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdinde tescillerle koruma altında olduğunu, BLUMARİNE markasının da dünyanın pek çok yerinde tescilli olduğunu, ilk raporda sektörel bilirkişi olmadığından bu yönde inceleme yapılamadığını, tekstil bilirkişisi Erdem Güzelkaya'nın yer aldığı 2.raporda ise BLUMARİNE markasının tanınmış marka olduğunun tespit edildiğini, raporda, markanın üst gelir seviyesindekilere hitap etmesi nedeni ile tanınmış marka olarak değerlendirilemeyeceğine ilişkin tespitin yerinde olmadığını, raporda belirtildiği üzere tanınmış kişilerce kullanılan markanın sık sık gazetelere magazinlere haber konusu olduğundan bir kalite göstergesi olarak her kesimden insanın bilebileceği markalardan biri haline geldiğini, markaların tanınmış olduğunun ispatlandığını, hükme esas alınan 3.raporun hatalı olduğunu, müvekkilinin B Logo markasının da BLUMARİNE markasının ilk harfinden yaratıldığını, logonun da müvekkili ile özdeşleşeceğini, davalıların davacının markaları ile birebir aynısını yazı stiline kadar kopyalayarak birçok marka başvurusu ve tescili gerçekleştirdiklerini, mahkemenin 2012 19047 nolu BLUMARİNE markasını bir kısım emtia bakımından hükümsüz kılınmasına karar vermesinin yerinde olmadığını, davalıların kötü niyetli olduğunu, davacının tanınmış markasını yazı stilini de barındırarak marka başvurusu yapıldığını, dava açıldıktan sonra birebir aynı sınıflarda aynı marka başvuruları yaptığını ve mahkeme kararı ile sabit kötü niyetli hareketlere devam edildiğini, karar örneklerinin eklendiğini, kararda huzurdaki davanın etkisiz kılınması amacı ile davranıldığı tespit edilerek davanın kötü niyetli bulunarak reddedildiğini, davalı markasında BLUMARİNE markası dışında yer alan kelime unsurunun İtalyan evi anlamına gelen İTALİAN HOME olduğunu, müvekkilinin İtalyan şirketi olduğunu, markanın üzerinde kullanıldığı ürünlerin ev tekstili olduğu dikkate alındığında bu ibarenin müvekkiline ait markalar ile ilişkilendirilmesine neden olduğunu, HOME ibaresinin ayırt edici olmadığını ITALİAN ibaresinin müvekkilinin çok tanınmış olduğu menşe ülkesini işaret ettiğini, B logo markasının da davalı tarafça taşlı kullanıma kadar kopyalanmış olduğunu, markanın taklit edildiğini, müvekkilinin yarattığı bir anlamı olmayan ibareyi ve yazım stilinin aynısı olan markanın tescilinin kötü niyetli olduğunu, basiretli tacir ve dürüstlük kuralı ile örtüşmediğini, markaların tüketici nezdinde karıştırılmakta olduğunu, markalar görsel olarak incelendiğinde benzerliğin açık olduğunu, B logo markasının birebir fiili kullanımının taklit edildiğini, marka karşılaştırmalarına göre davacının markasının oluştuğu müşteri kitlesinden haksız yarar sağlama niyeti olduğunu, davalı markalarının müvekkilinin marka tescilleri ve kullanımları ile aynı/benzer/bağlantılı sınıfları kapsadığını, müvekkilinin markalarının Türkiye'de ev tekstilinde kullanılmakta olduğunu, mahkemenin B markası yönünden kullanım şekli grafik tasarımın kopyalandığı hususlarını kararda tartışmadığını, ev tekstili ve tekstil/moda sektörünün bağlantısının açık olduğunu, dünya çapında 24.sınıftaki tescili Türkiye'de ev tekstilinde süregelen kullanımı ve tekstil/moda sektörünün bağlantısının dikkate alınması gerektiğini, 24.sınıftaki malların müvekkilinin tescillerinin bulunduğu sınıflar ile benzer/bağlantılı/tamamlayıcı olduğunu, hedef tüketici kitlesinin benzer olduğunu, aynı veya yakın satış noktalarında satılmaları ihtimali olup doğrudan bağlantılı nitelikte olduklarını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada bir özel, üç resmi olmak üzere 4 rapor bulunduğunu ve raporlar incelendiğinde; BLUMARİNE ve ITALIANHOME BLUMARİNE markalarının işitsel, görsel anlam ve sınıfsal bakımdan benzer olmadığı, tüketici nezdinde iltibas oluşturmayacağı, taraf markalarının farklı sınıflarda farklı ürün kapsamlarında tescilli olduğu, davacının BLUMARİNE markasını 24.sınıfta Türkiye'de yurtdışında kullanmadığı, kullanım varsa dahi 2012'den önceye dayandığının ispatlanamadığı, davacının BLUMARİNE markasını Türkiye'de sadece bayan tekstil giyimi, güneş gözlüğü ve bayan parfümü alanında kullandığı, 2012'den sonraki kullanımlar olduğu, diğer tescil kapsamında ticari faaliyetin bulunmadığı, davacının BLUMARİNE ibareli tescillerinin kapsamı ile davalının 24 sınıftaki "dokunmuş ve dokunmamış kumaşlar" yönünden emtia benzerliği, iltibası oluştuğu, tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı tespiti edildiğini ve 4 raporun büyük oranda benzer olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin 2012 19047 nolu BLUMARİNE markasının "dokunmuş ve dokunmamış kumaşlar" alt sınıfı yönünden hükümsüzlük kararının yerinde olmadığını, davacının BLUMARİNE markasını aktif olarak kullandığını ispatlayamadığını, dosyadaki proforma/sahte faturaların tarihlerinin dahi müvekkilinin marka tescilinden yıllar sonra olduğunu, faturaların resmi olmayıp denetime elverişli olmadığını, faturaların toplam miktarının çok küçük olduğunu, bayan parfüm kısmının sadece 5.000,00 euro olup ticari etki yaratacak nitelikte kabul edilemeyeceğini, kullanmama nedeni ile iptal davası ve kullanmama defi savunması kapsamında bilirkişi raporlarının iddialarını desteklediğini, kararda bu yöndeki defin dikkate alınmadığını, yargılama sırasında değişen durumun müvekkili aleyhine uygulandığını, davanın ıslah edildiğini ve rapordaki tespitler ile markaların kullanılmadığı ispat edilmiş olduğunu, BLUMARİNE ibaresinin akdeniz mavisi/deniz mavisi anlamına geldiğini ve yaygın kullanıldığını, WIPO ve Ticaret odalarında değişik firmalar adına tescilli olduğunu, ürün bazında iltibas değerlendirmesinin tek tek yapılması gerektiğini, müvekkilinin markasındaki "dokunmuş ve dokunmamış kumaşlar "davacının hangi tescil numaralı hangi markasına hangi sınıflarda iltibas oluşturduğunun net belli olmadığını, kararda ayrıntısı gerekçeli kararda yazılacaktır açıklaması olduğunu ancak gerekçeli kararda yer almadığını, 24.sınıfın ayrıntılı yazılmış haline göre "dokunmuş ve dokunmamış kumaşların; cam elyaf kumaşlar, gaz sızdırmaz kumaşlar, su geçirmeyen kumaşlar, hayvan derisi taklidi kumaşlar, her türlü astarlar, telalar, tekstilden filtre malzemeleri.." olduğunu, ortalama tüketicinin "tekstil giysileri ile astar ve tekstilden filtre malzemesini ilişkilendirmeyeceğini, WIPO sitesinde 24 sınıf dokunmuş ve dokunmamış kumaşlar alt grubunun yaklaşık 120 ürün içerdiğini, kararda tek tek ürün bazlı değerlendirme yapılarak bu hususun açıklanmadığını, taraf markalarının sınıflarının farklı olduğunu, iltibasa ilişkin delil sunulmadığını, davacının BLUMARİNE markasının mavi deniz/deniz donanması/ donanma mavisi anlamlarına sahipken davacı tarafın BLUMARİNE markasının uydurulmuş marka olduğu iddiası ve Microsofta ait Kunstler Script yazı fontu üzerinde telif hakkı iddiasının yerinde olmadığını, karşı dava yönünden; dosyadaki raporlarda karşı davalının Türkiye'de ciddi bir kullanımı olmadığı, bayan tekstil, bayan gözlük, bayan parfüm alanında çok kısıtlı bir kullanım olduğu tespit edildiğini, karşı davalının ticari defter asılları, fatura asılları, gümrük belgelerini sunamadığını, dosyaya numune de sunmadığını, faturaların sınırlı sayıda olup sahte olduğunu, kullanmama nedeni ile iptal davası yönünen Anayasa Mahkemesi kararı nedeni ile 27.09.2018 tarihinde ıslah dilekçesi verilerek 6769 sayılı Kanun kapsamında 27.09.2018 tarihi itibarı ile kullanmadığı markaların iptali için talepte bulunulduğunu, ayrıca anılan Kanun gereğince kullanmama defi savunmasında bulunma hakkı oluştuğunu, 03.05.2019 tarihli raporda bilirkişi ...'nın yer aldığı heyetin ıslahın usul ekonomisi gereği kabulünün uygun olacağı, kullanmama defi savunmasının ise kabulünün şart olduğunun ifade edildiğini, ancak mahkemenin her iki dava açısından bu defi dikkate almadığını, esas davanın 06.01.2016'da açıldığını, birleşen davanın ise 13.11.2017'de açıldığını, raporda ve kararda bu hususun gözden kaçırıldığını, kullanmama definin her aşamada yapılacağını, ilk itiraz olmadığını, karşı taraf fiilen ve ticari etki yaratacak kullanımı ispatlayamadığını, karşı davalının markalarının kötüniyet nedeni ile hükümsüz kılınması gerektiğini, karşı tarafın kullanmadığı markaları tescil ettirmesi, müvekkili markasının tescilinden 4,5 yıl geçtikten sonra dava açması, Microsoft yazı karakterininde telif hakkında bulunması, BLUMARİNE ibaresinin anlamsız uydurma bir kelime olduğunu iddia etmesi, saldırı engelleme ve şantaja yönelik marka tescilleri yapıldığının kanıtı olduğunu, kötü niyetin ispatlandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili ve davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık asıl ve birleşen davalar bakımından marka hükümsüzlüğü, karşı dava bakımından ise marka hükümsüzlüğü ve markanın kullanmama nedeniyle iptali istemlerine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci, 14 üncü, 35 inci ve 42 inci maddeleri.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı karşı davacı vekilinin tüm, davacı karşı davalı vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekili asıl davada, esas unsuru " blumarine" olan önceki tarihli markalarına dayalı olarak davalı adına tescilli 2013/96273 sayılı " ITALIAN HOME Blumarine +Şekil" ibareli markanın hükümsüz kılınmasını istemiş, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraf markaları ortak unsur olarak "Blumarine" ibaresini içerse de davalı markasının esas unsurunun "ITALIAN HOME" ibaresi ve "kuğu" şekli olduğu belirtilerek markalar arasında iltibasa sebebiyet verecek düzeyde bir benzerlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak taraf markaları "Blumarine" ibaresini ortak unsur olarak içermekte olup davalı markasında davacı markalarından farklı olarak "Italian Home" ibaresi ve kuğu şekli yer alsa da "Italian Home" ibaresi aynı zamanda davalının ticaret unvanının çekirdek unsuru olup çatı markası niteliğinde olduğundan ayırt ediciliğe katkı sağlamamaktadır. Kelime ve ona eşlik eden bir şekilden oluşturulmuş karma markalarda, ortalama tüketicinin, şekil unsurundan ziyade kelime unsuruna odaklanacağı göz önüne alınacak olursa sözü edilen kuğu şeklinin de davalı markasını, işletmesel bağlantılandırılma ihtimali de dahil olmak üzere iltibas tehlikesini bertaraf edecek şekilde davacı markalarından farklılaştırıldığını kabule imkan bulunmamaktadır. Zira davalı markası bu haliyle davacının "blumarine" esas unsurlu seri markalarının içine sızabilecek nitelikte olup, ortalama tüketici, davalı markasının, davacının seri markalarından biri olduğu veyahut en azından markaların birbirleriyle iktisadi ve ticari olarak bağlantılı işletmelerden geldiği düşüncesine kapılabilecektir. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince davacının " blumarine" esas unsurlu markalarıyla davalının 2013/96273 sayılı " ITALIAN HOME Blumarine +Şekil" ibareli markasının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğu gözetilerek davalı markasının aynı ve benzer mallar bakımından hükümsüz kılınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle bu marka hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
3. Davacı karşı davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, birleşen davaya konu davalı markası, inci taneleriyle süslenip özel bir yazım şekliyle yazılmış olan "B" logosundan ibaret olup, davacı vekili, müvekkilinin aynı yazım stiliyle oluşturulmuş olan "B" logosunu 2006 yılında EUIPO, 2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri ve 2011 yılında ise İtalya'da marka olarak tescil ettirdiğini ve aynı logonun inci taneleriyle süslenmiş halini ise 10 yılı aşkın süredir ticari hayatında markasal olarak kullandığını belirterek davalı tescilinin müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlanma amacı taşıyan kötü niyetli bir tescil olduğunu iddia etmiştir.
4.Davacının davalı markasında yer alan logoyu gerçekten de yukarıda belirtilen ülkelerde ve tarihlerde marka olarak tescil ettirdiği ve aynı logonun inci taneleriyle süslenmiş olan halini de davalının marka tescilinden önce ticari hayatta markasal olarak kullandığı anlaşılmakta olup, davalı markasında yer alan logoyla davacının markasal olarak kullandığı logonun ayırt edilemez derecede benzer olduğu görülmektedir.
5. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince her ne kadar davacı adına 21.09.2017 tarihinde başvurusu yapılmış olan 2017/83351 nolu marka başvurusunun, davalı tarafından 2016/27599 no ile tescilli marka başvurusundan daha sonra olduğu, yazı fontunun tek başına korunmaya değer bir hak vermediği, “Kunstler Script” karakterinin tek başına davacıya bir hak vermediği, keza kötü niyetine ilişkin olarak da ispat koşullarının yerine getirilememiş olduğu belirtilmiş ise de davacıyla aynı sektörde faaliyet gösteren davalının, herhangi bir anlam içermeyip fantezi bir logodan oluşan markanın birebir aynısını haklı bir sebep olmaksızın tescil ettirmesinin davacı markasından yararlanma amacını taşıdığı açık olup davalının kötü niyetle markayı tescil ettirdiğinin kabulü gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E.,2008/507 K. sayılı kararında da benzer bir olayda aynı gerekçelerle marka tescilinin kötü niyetli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
6.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, birleşen dosya davalısının davaya konu markayı kötü niyetle tescil ettirdiği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı karşı davacı vekilinin tüm, davacı karşı davalı vekilinin ise bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı/karşı davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacı/karşı davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.