İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklılar tarafından davalı borçlular aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı borçluların itiraz etmesi üzerine, davacı alacaklılar icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, takibin devamı ve icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karar davacı alacaklılar vekili tarafından temyiz edilmiştir
Uyuşmazlık, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 10. babında kiralanan taşınmazların tahliyesini düzenleyen 269 ve devamı maddelerine dayanılarak açılan bir davada, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 320 / 1 maddesi karşısında, tarafların duruşmaya davet edilmeksizin dosya üzerinden karar verilip verilmeyeceği noktasındadır. Bilindiği gibi icra mahkemeleri icra-iflas işleri için kurulmuş kendine özgü kuralları olan özel bir yargı organıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun 18. maddesinde icra mahkemesine arz edilen hususlarda basit yargılama usulünün uygulanacağı belirtilmiş, aynı kanunun 70. maddesinde icra mahkemesinin itirazın kaldırılması hakkındaki talep üzerine iki tarafı davet ettikten sonra 18. madde hükmüne göre karar vereceği düzenlenmiştir. Öte yandan İcra ve İflas Kanunu'nun 269 / d maddesinin uygulanması gereken maddeler arasında gösterdiği 70. maddesine göre, 18. maddede düzenlenen "aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder" hükmü ilamsız tahliye takibinde uygulanmamalıdır. İcra mahkemesinin duruşma yapması zorunludur
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nun 320 / 1 maddesinde düzenlenen "mahkeme mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir" hükmü yukarıda açıklanan İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili maddeleri ile takip hukuku açısından yorumlanmalı ve değerlendirilmelidir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, anılan maddeye göre duruşma yapmadan karar verilebilmesi için hukuken bunun mümkün olması gerekir. Başka bir anlatımla ancak hukukun cevaz verdiği “ ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz vb gibi” veya İcra ve İflas Kanunu'nun 17-18 maddelerinde öngörülen şikayet davalarında olduğu gibi, kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanıdığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir. Kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği durumlarda dosya üzerinden karar verilemez. Bu arada HMK'nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi, TC Anayasası'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılama hakkına ilişkin 6. maddesi de dikkate alınmalıdır.

Yukarıda açıklanan kanun hükümleri ve yasa koyucunun takip ettiği amaç gözetildiğinde daha özel bir kanun olan İcra ve İflas Kanunu'ndaki hükümlerin daha genel bir kanun olan HMK. ile değiştirildiği söylenemez. Uygulamada da HMK'daki hükümlerin açıkça bir yollama yapmadıkça İcra ve İflas Kanunu'nda uygulanmayacağı kabul edilmektedir. Bu nedenlerle yargılamanın duruşma açılmak suretiyle yapılması gerekirken değerlendirmede yanılgıya düşülerek evrak üzerinden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Karar bu nedenle bozulmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 11/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.