Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vdl. aleyhine 05/11/2004 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 21/06/2012 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11/12/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalılar vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, yanlış tedavi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili müvekkilinin sezeryan ile doğum yapmak üzere hastaneye müracaat ettiğini ancak böbreklerinin zarar gördüğünü iddia ederek maddi ve manevi tazminat istemiştir.
Mahkemece 13/06/2006 tarih ve 2004/461 Esas, 2006/194 Karar sayılı ilamıyla verilen kararda davalı doktorların kişisel kusurunun olmadığı kabul edilerek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karar dairemizin 04/10/2007 tarih ve 2006/11853 Esas, 2007/11576 Karar sayılı ilamı ile "Somut olayda, davalı doktorların doktorluk görevlerini gereği gibi yerine getirmedikleri ileri sürülerek tazminat isteminde bulunulmuştur. Şu durumda, açıkça davalı doktorların kişisel kusuruna dayanılmıştır. O nedenle, kamu görevlisi konumunda bulunan davalı doktorların kusurunun tespiti gereklidir." "gerekçesi ile bozulmuştur.
Yerel mahkemece bozmaya uyularak bozma gereğince işlem yapılmasına rağmen yargılama sırasında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01/02/2012 tarihli ve 2011/4-592 Esas, 2012/25 Karar sayılı ilamı ile, davalı doktorların görevi sırasında ve yetkisini kullanırken işlediği eylemlerden kaynaklanan davaların ilgili kamu kurumu hasım gösterilerek İdare aleyhine açılması gerektiğine karar verildiği, her ne kadar bu karara uyulmasında zorunluluk bulunmamakla birlikte, bu konudaki içtihatlarda değişen ve yerleşen görüşler ile Anayasanın 129/5. maddesi ile 657 sayılı yasanın 13/1. maddesi gereğince açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaati ile davanın reddine karar verilmiş ise de Dairemizce verilen bozma kararına uyulmakla davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur, ihlal edilemez. Bu nedenle işin esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yeniden husumetten davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve davacı yararına takdir olunan 900.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.