İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlerin kaldırılarak sanıklar hakkında zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1.Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.04.2018 tarihli ve 2016/695 Esas, 2018/303 sayılı Kararı ile sanıklardan ... hakkında 5 kez, ... hakkında ise 2 kez zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241/1, 43/2,62/1,52 ve 53. maddeleri gereğince 2 yıl 1'er ay hapis ve 5 tam gün karşılığı 100,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Sanıklar müdafiilerinin istinaf talepleri üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2018/1774 Esas, 2021/216 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve sanıklardan ...'nun zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241/1, 43/1,62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 416 tam gün karşılığı 8.320,00 TL adli para cezası ile; ...'nun ise zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241/1, 43/1,62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2 yıl 7 ay 7 gün hapis ve 312 tam gün karşılığı 6.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53/1-2 ve 3. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
Sanıklar müdafiilerinin temyizleri, tanık beyanları dışında mahkumiyete yeterli delil olmadığına, alındığı iddia edilen komisyonların banka komisyonu olduğuna, mahkumiyet hükümlerinin varsayıma dayalı olduğuna ilişkindir.
A.Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerine uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B.Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 26.04.2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve suçun Türk Ceza Kanunu'nun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında aynı suçtan Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesine 05.09.2016 tarih ve 2016/10855 Esas sayılı iddianame ile kamu davası açıldığı ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 21.12.2017 tarihli ve 2016/573 Esas, 2017/840 sayılı Karar ile sanığın tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 11.05.2018 tarihli ve 2018/537 Esas, 2018/1098 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmakla; anılan dosyanın aslı veya onaylı bir suretinin getirtilerek incelenmesi sonrasında dava konusu eylemler arasında irtibat bulunup bulunmadığının, suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde sanığa 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyasından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
1.Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik incelemede;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2018/1774 Esas, 2021/216 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2.Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik incelemede;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2018/1774 Esas, 2021/216 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi hükmü gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi gereğince Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2024 tarihinde karar verildi.