Mahkûmiyet, eşya müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanık müdafii hükmün bozulmasına ilişkin süre tutum dilekçesi sunmuştur.

Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, ihbar ve yapılan araştırmalar neticesinde, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet savcılığından alınan arama kararıyla, sanığın ikametinin müştemilatı olan samanlığın önünde tanklar içerisinde toplamda 4.200 litre gümrük kaçağı akaryakıt ele geçirilmiştir.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca kamu davası açılmıştır.
Dosya kapsamındaki İnönü-PAL raporuna göre; motorin cinsi numunenin ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu, EPDK teknik düzenlemelerine aykırı olduğu saptanmıştır.
Sanık savunmasında, 1.200 litre gümrük kaçağı akaryakıtı çiftçilik yaptığı için kullanmak amacıyla aldığını, daha önce fatura ile aldığı 3.000 litre akaryakıta karıştırdığını ifade etmiş ve 3.000 litre akaryakıt alımına ilişkin 06.05.2013,03.06.2013 tarihli faturaları dosyaya sunmuştur. Bozma ilamı sonrasında, sanığa etkin pişmanlık hususunda usulüne uygun ihtaratta bulunulmuş, gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödeyecek durumunun olmadığını ifade etmiştir.
Ele geçen 4.200 litre gümrük kaçağı akaryakıtın tamamının suça konu olduğu, bu kapsamda gümrüklenmiş değerin Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda "hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
1. 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin, 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'da hüküm altına alınması nedeniyle, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası delaletiyle 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları ile aynı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak lehe Kanun'un tespiti yerine, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasına göre belirlenen temel cezayla birlikte 7242 sayılı Kanun ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması,

2. Dava konusu kaçak eşyanın miktarına göre sanık hakkında temel cezada 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken alt sınırdan hüküm kurmak suretiyle eksik ceza tayini,

3. Suç tarihinde ele geçen kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda "hafif değer" aralığında olduğu halde, mahkemece "pek hafif" değer aralığında kabul edilerek eksik ceza tayin edilmesi,

4. Suça konu 4.200 litre gümrük kaçağı akaryakıtın tamamının müsaderesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde 3.000 litre akaryakıtın sanığa iadesine ve 1.200 litre akaryakıtın müsaderesine karar verilmesi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın cezada kazanılmış hakkının korunmasına,

14.03.2024 tarihinde karar verildi.