Asıl davanın kabulüne, birleşen 2014/402 Esas sayılı davanın kısmen kabul kısmen reddine, birleşen 2015/94 Esas sayılı dosyada orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2/B alanı içerisinde kalan kısım hakkında davanın reddine
Davalı Hazine vekili

Taraflar arasındaki birleştirilerek görülen tespit, tazminat ve tapu iptal ve tescil davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen 2014/402 Esas sayılı davanın kısmen kabul kısmen reddine, birleşen 2015/94 Esas sayılı dosyada orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2/B alanı içerisinde kalan kısım hakkında davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı/birleşen dosya davalısı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava konusu, Sakarya ili Sapanca ilçesi Dibektaş Mahallesi çalışma alanında bulunan 266 parsel sayılı 16.610,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla Ali Rıza Keskin adına tespit edilmiştir.

Asıl davada davacı ... vekili; davacının Sakarya ili Sapanca ilçesi Dibektaş Mahallesinde bulunan 266 parselde kayıtlı taşınmazının, 4142,34 m2'lik bölümünün orman haline geldiğinin zuhülen 2/B kadastro çalışmaları sırasında belirtilerek tespit edildiğini, ancak bu tespitin hatalı olduğunu, taşınmazın kapama fındık bahçesi olup son derece bakımlı bir arazi olduğunu, kaldı ki kişiler adına tapuda kayıtlı taşınmazlar yönünden kullanım kadastrosu çalışması yapılamayacağını belirterek, yapılan yanlış tespitin iptaline, taşınmazın bahçe vasfında olduğunu tespitine karar verilmesini istemiştir.

Birleşen (2014/402 Esas) davada davacı ... vekili; davacının Sakarya ili Sapanca ilçesi Dibektaş Mahallesi 266 parselde kayıtlı taşınmazı tapuda 3. kişiden devir ve satın aldığını, satın alma işlemini gerçekleştirdiği esnada tapuda hiçbir sınırlama ve şerh mevcut olmadığını, davacının 1991 yılı içerisinde taşınmazının tapu kaydına orman şerhi konulduğunu öğrendiğini, Orman İdaresine 30.06.2014 tarihinde hemen başvurulduğunu, ancak idare tarafından başvurunun reddedildiğini belirterek, şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı adına kayıtlı taşınmazın kesinleşmiş tahdit ile orman olan bölümünün tapu kaydının iptaline ve davalı Hazine adına orman vasfı ile kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

Birleşen (2015/94 Esas) davada davacı ... İdaresi vekili; Sakarya ili Sapanca ilçesi Dibektaş Mahallesi mülki sınırları içerisinde kalan 266 parselin orman yapıldığını, parselin bir kısmının devlet ormanı içinde kaldığını, bir kısmının da 2/B alanı içerisinde kaldığını, bu kısmın da eylemli ormana dönüştüğünü beyanla, Sakarya ili Sapanca ilçesi Dibektaş Mahallesi 266 parselin tapu kaydının iptaline, müdahalenin önlenmesine, taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... İdaresi vekili; davanın 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) gereği süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu taşınmaza 1993 yılında şerh konulduğundan 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, kaldı ki Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2011/11335 Karar sayılı ilamından da anlaşılacağı üzere bu tür davalarda tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan hazinenin sorumlu olduğunu, dolayısı ile davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, kesinleşmiş orman kadastro çalışmalarına göre orman vasfında olan ve hukuki bir değeri olmayan bir tapunun her zaman iptalinin istenebileceği gerçeği karşısında İlk Derece Mahkemesince tazminata hüküm edilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili; davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık süre içerisinde açılmadığını, kaldı ki Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2011/14625 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, orman şerhinin konulması tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin geçtiğini, dolayısı ile davanın zaman aşımı nedeni ile davanın reddi gerektiğini, ayrıca idarenin orman şerhinin konulmasında tasarrufu olmadığı gibi kaldırılmasında da herhangi bir yetkisinin söz konusu olmayacağını, bu nedenle davanın kendileri yönünden husumet nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, kaldı ki somut olayda AİHS 1 nolu protokolün 1inci maddesindeki şartların yerine gelmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 04.06.2015 tarihli ve 2014/352 Esas, 2015/315 Karar sayılı kararla; asıl davanın kabulü ile Sakarya ili Sapanca ilçesi Dibektaş Mahallesi 266 parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yazılı olan 4142,34 m2'lik bölümünün eylemli orman haline dönüştüğüne dair tespitin ve bu şerhin iptaline, taşınmazın bahçe vasfında olduğunun tespitine; birleşen 2014/402 Esas sayılı dosyada, davanın Hazine yönünden kabulü ile 997.412,80 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 14.08.2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, davanın davalı ... İdaresi yönünden husumet nedeniyle reddine, dava konusu Sakarya ili Sapanca ilçesi Dibektaş Mahallesi 266 parselde kayıtlı taşınmazın Fen Bilirkişisi M. Emin Küçüköz'ün 21.11.2014 tarihli raporuna ekli krokide (B) ve (C) harfleriyle göstermek suretiyle işaretlediği toplam 12.467,66 m2'lik kısmının ifrazı ve son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına olan tapu kaydının iptali ile bu kısmın davalı Hazine adına orman vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline; birleşen 2015/94 Esas sayılı dosyada, birleşen 2014/402 esas sayılı dosyada kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısım hakkında karar verildiğinden bu kısım yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu taşınmazın 2/B alanı içerisinde kalan kısmı yönünden ise 2014/352 Esas sayılı dosyada verilen karar dikkate alınarak talebin reddine karar verilmiştir.

Hükmün davacı/birleşen dosya davalısı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.05.2017 tarihli ve 2015/14112 Esas, 2017/4301 Karar sayılı kararıyla; ".... taşınmazların kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kalmak suretiyle hukuki değerini yitirdiği belirlenerek taşınmazların orman olan kısımları açısından, davacının tapu iptal ve orman vasfı ile tescil talebi ile oluşan bu zararın davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde, davacı adına olan tapu kaydı iptal edilmediğinden dava tarihinin değerlendirme tarihi olarak esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak mahkemece, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi (tazminat davasının açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydı henüz iptal edilmediğinden değerlendirme tarihi dava tarihi olarak esas alınmalıdır) itibari ile arsa mı yoksa arazi mi olduğu hususunda mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmamış, tek bilirkişi tarafından düzenlenen rapora dayanılarak hüküm kurulmuştur. .... Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazın dava tarihi itibari ile yukarıda açıklanan Bakanlar Kurulu kararı ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı çerçevesinde arsa vasfında olup olmadığı yeniden araştırılmalı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 15 nci maddesinde belirtilen yönteme göre oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, taşınmazın bu ilkelere göre arsa niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde emsal incelemesi ve kıyaslaması yöntemiyle, arazi niteliğinde olduğunun saptanması halinde ise tarımsal gelir metoduna göre gerçek değeri tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

Kabule göre de; davacı tarafından “eylemli orman şerhinin iptali ve taşınmazın fındık bahçesi olduğunun tespitine” ilişkin talebi ile ilgili kabul kararı verildiği, bu davada Orman İdaresi de davalı olarak yer aldığı ve Orman İdaresi tarafından açılan davada taşınmazın 2/B alanında kalan kısmı ile ilgili Orman İdaresinin davasının reddine karar verildiği halde, kendisini vekile temsil ettiren davacı-birleştirilen dosya davalısı ... lehine Orman İdaresi aleyhine vekalet ücretine takdir edilmemiş olması da doğru değildir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, 06.07.2018 tarihli ve 2017/253 Esas, 2018/290 Karar sayılı kararla; asıl davanın kabulü ile Sakarya ili Sapanca ilçesi Dibektaş Mahallesi 266 parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yazılı olan 4142,34 m²'lik bölümünün eylemli orman haline dönüştüğüne dair tespitin ve bu şerhin iptaline, taşınmazın bahçe vasfında olduğunun tespitine; birleşen 2014/402 Esas sayılı dosyada, davanın Hazine yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile 893.307,94 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 14.08.2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı Maliye Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, davanın davalı ... İdaresi yönünden husumet nedeniyle reddine, dava konusu Sakarya ili Sapanca ilçesi Dibektaş Mahallesi 266 parselde kayıtlı taşınmazın Fen Bilirkişisi M. Emin Küçüköz'ün 21.11.2014 tarihli raporuna ekli krokide (B) ve (C) harfleriyle göstermek suretiyle işaretlediği toplam 12.467,66 m²'lik kısmının ifrazı ve son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına olan tapu kaydının iptali ile bu kısmın davalı Hazine adına orman vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline; birleşen 2015/94 Esas sayılı dosyada, birleşen 2014/402 Esas sayılı dosyasında kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısım hakkında karar verildiğinden bu kısım yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu taşınmazın 2/B alanı içerisinde kalan kısmı yönünden ise 2014/352 Esas sayılı dosyada verilen karar dikkate alınarak talebin reddine karar verilmiştir.

Hükmün davacı/birleşen doya davalısı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarihli ve 2019/392 Esas, 2019/5030 Karar sayılı kararıyla; ".... İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesine dayalı olarak açılan tazminat davasında Hazinenin sorumlu olduğu belirlenerek ve arsa niteliğindeki taşınmaza emsal metodu kullanılarak değer belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre Hazine vekilinin tazminata ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak, temyize konu davada birleştirilen üç adet dava olmasına rağmen, davacı lehine sadece birleştirilen 2014/402 esas sayılı dosya için vekalet ücretine hükmolunmuş, diğer iki dava için vekalet ücretine hükmolunmamıştır. Bu husus doğru bulunmadığından hükmün vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Anılan ilama karşı davalı/birleşen dosya davacısı Orman İdaresi vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.01.2020 tarihli ve 2019/5935 Esas, 2020/265 Karar sayılı ilamıyla; ".... Somut olayda, mahkemece asıl ve birleşen davalar yönünden, mahkeme masrafları ve vekalet ücretleri ile birlikte ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ayrıca, her ne kadar asıl dava kabul edildiğinden mahkemece asıl davada davalı Hazine ve Orman İdaresinin mahkeme masrafları ve vekalet ücretinden müteselsil olarak sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmasa da birleşen 2014/402 Esas sayılı dosyada Orman İdaresi aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verildiği halde, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinden Hazine ile birlikte sorumlu tutulmuş olması doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasını gerektirmiştir." gerekçesi de eklenerek hüküm bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın kabulü ile Sakarya ili Sapanca ilçesi Dibektaş Mahallesi 266 parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yazılı olan 4.142,34 m²'lik bölümünün eylemli orman haline dönüştüğüne dair tespitin ve bu şerhin iptaline, taşınmazın bahçe vasfında olduğunun tespitine; birleşen 2014/402 Esas sayılı dosyada, davanın Hazine yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile 893.307,94 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 14.08.2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, davanın davalı ... İdaresi yönünden husumet nedeniyle reddine, dava konusu Sakarya ili Sapanca ilçesi Dibektaş Mahallesi 266 parselde kayıtlı taşınmazın Fen Bilirkişisi M. Emin Küçüköz'ün 21.11.2014 tarihli raporuna ekli krokide (B) ve (C) harfleriyle göstermek suretiyle işaretlediği toplam 12.467,66 m² lik kısmının ifrazı ve son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına olan tapu kaydının iptali ile bu kısmın davalı Hazine adına orman vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline; birleşen 2015/94 Esas sayılı dosyada, birleşen 2014/402 Esas sayılı dosyada kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısım hakkında karar verildiğinden bu kısım yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu taşınmazın 2/B alanı içerisinde kalan kısmı yönünden ise 2014/352 Esas sayılı dosyasında verilen karar dikkate alınarak talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı/birleşen dosya davalısı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı/birleşen dosya davalısı ... vekilinin ve davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinde; "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesi yer almaktadır.

Hal böyle olunca, tespit istemli asıl davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi, dava kabul edilmesine rağmen davalı ... İdaresi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve Kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.

Birleşen (2014/402 Esas) tazminat ve tapu iptal ve tescil davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi, dava kısmen reddedilmiş olmasına rağmen davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de hatalı olup bozma nedenidir.

Temyize konu davada birleştirilen üç adet dava olduğu, davacı/birleşen dosya davalısı ... lehine her üç dosyada da vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin hususun Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarihli ve 2019/392 Esas, 2019/5030 Karar sayılı kararıyla da kesinleşmesine rağmen birleşen 2015/94 Esas sayılı dosyada davacı/birleşen dosya davalısı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de hatalı olup bozmayı gerektirir.

Ne var ki; bu yanlışlıkları giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı/birleşen dosya davalısı ... vekilinin ve davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bent gereğince davacı/birleşen dosya davalısı ... ve davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 10 numaralı bendi hükümden çıkartılarak yerine "10-Asıl davada davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı ...'e verilmesine", hüküm fıkrasının 11 numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılarak sonraki bentlerin buna göre teselsül ettirilmesine, hüküm fıkrasının 15 numaralı bendi hükümden çıkartılarak yerine "Birleşen 2014/402 Esas sayılı dosyada davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 61.715,40 TL vekalet ücretinin davalı Hazineden alınarak davacı ...'e verilmesine", hüküm fıkrasının 17 numaralı bendi hükümden çıkartılarak yerine "Birleşen 2014/402 Esas sayılı dosyada davalı Hazine kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 13.900,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalı ... verilmesine", hüküm fıkrasının 21 numaralı bendi hükümden çıkartılarak yerine "Birleşen 2015/94 Esas sayılı dosyada davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine" söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.