İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Sanık hakkında; Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 24.04.2018 tarihli iddianamesi ile, 13.02.2018 tarihinde, temyiz dışı sanık ... ile iştirak halinde cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması talebiyle Isparta 5. Asliye Ceza Mahkemesi'ne, Eğirdir Cumhuriyet Başsavcılığının 14.02.2018 tarihli iddianamesi ile, 21.08.2017 tarihinde, cinsel amaçla cebir tehdit veya hile kullanarak çocuğu hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması talebiyle Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesi'ne kamu davaları açılmıştır.

2. Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli, 2019/3 Esas, 2019/18 Karar sayılı kararı ile, Isparta 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/82 Esas sayılı dosyası ile bu dosyaları arasında fiili ve hukuki

irtibat bulunması ve davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu olması nedeniyle birleştirme kararı verilerek dosyanın Isparta 5. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildiği anlaşılmıştır.

3. Isparta 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.07.2019 tarihli, 2018/82 Esas, 2019/502 Karar sayılı kararı ile eylemlerin zincirleme suç oluşturacağı kabul edilerek sanık hakkında birden fazla kişi ile birlikte cinsel amaçla cebir tehdit ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı verilmiş, olayın kolluk tarafından haber alınmasından önce sanığın katılanı bırakması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 110 uncu maddesi gereğince etkin pişmanlık indirimi uygulanmıştır.

4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 01.04.2021 tarihli, 2019/2771 Esas, 2021/680 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek, sanığın mahkûmiyetine ilişkin kararın kaldırılmasına, ilk eylemde mağdurenin kaçırılması eyleminin karakola bildirildiği, mağdurenin soruşturma başlatıldıktan sonra serbest bırakıldığı, ikinci eylemde mağdureye karşı darp eyleminin gerçekleştirildiği, bu durumun doktor raporuyla tespit edildiğinin anlaşılması karşısında sanığın her iki eyleminde de 5237 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin tatbiki koşullarının mevcut olmadığı gerekçesiyle bu maddeye göre indirim yapılmaksızın cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; Mahkemenin sadece katılan mağdurenin beyanlarını esas alarak hatalı şekilde mahkumiyet kararı verdiğine, sanığın cinsel kastının bulunmadığına, tanık beyanlarının sanığın lehine olduğuna, suç sabit kabul edilse bile 5237 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesinin uygulanması gerektiğine, bu nedenlerle kararın bozulmasına ilişkindir.

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında verilen cezadan takdiri indirim uygulanmasının ve lehe vekalet ücreti verilmemesinin hukuka aykırı olup kararın bozulmasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Sanığın; 21.08.2017 tarihli olayda, daha önce sevgilisi olan ancak kendisinden ayrılmak isteyen mağdur katılanı arkadaşı ile yürürken araçla takip ettiği ve konuşmak istediği, bunun üzerine tarafların parkta buluştuğu ve katılanın tek başına sanığın aracına bindiği, sanığın aracı Sütçüler civarına sürerek katılanı rızası dışında alıkoyduğu, kapılarda çocuk kilidinin aktif olması ve cam açma kollarının sökülmüş olması nedeniyle katılanın yardım isteyemediği, tarafların o geceyi araçta geçirdikleri, bu esnada katılanın babası tarafından olayın kolluğa bildirildiği, ertesi gün katılanın babasına telefonla ulaşmasından sonra dayısı olan tanık Y.Ç. nin gelerek sanık ve katılanı aldığı ve karakola teslim ettiği,
13.02.2018 tarihli olayda ise, sanığın, temyiz dışı sanık ...'ın kullandığı araca katılanı zorla bindirerek Burhan'ın kaldığı aparta götürdüğü, burada katılanı darp etmek suretiyle basit şekilde yaraladığı, ayrıca "bu işin dönüşü yok, karım olacaksın" gibi sözler söylediği, katılanın arkadaşının babası olan tanık E.A. nın araya girmesiyle sanığın rızası ile katılanı bıraktığı, bu olaydan iki gün sonra katılan tarafından kolluğa şikayette bulunulduğu anlaşılmıştır.

2.Yapılan yargılama sonunda, sanığın eylemlerinin zincirleme suç oluşturacağı kabul edilerek sanık hakkında birden fazla kişi ile birlikte cinsel amaçla cebir tehdit ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B) Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının kaldırılarak, sanığın her iki eyleminde de 5237 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin tatbiki koşullarının mevcut olmadığı gerekçesiyle bu maddeye göre indirim yapılmaksızın cezalandırılmasına karar verilmiştir.

A. Katılan Bakanlık vekilinin lehe vekalet ücreti verilmesine ilişkin temyiz talebi yönünden yapılan incelemede ;

B. Katılan Bakanlık vekilinin ve sanık müdafiinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin temyiz talebi yönünden yapılan incelemede;
Dosyanın incelenmesinde; tanıkların beyanları, mağdur katılanın beyanları, 15.02.2018 tarihli katılana ait adli muayene raporu, sanığın soruşturma aşamasında Savcılıkta verdiği ikrar içerikli savunmaları ve dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin sübuta ilişkin kabulünde isabetsizlik bulunmamıştır,
Ancak;

1. İlk olayda katılan mağdurun olay kolluğa bildirilip soruşturma başladıktan sonra sanık tarafından salıverildiği, ikinci olayda ise sanığın darp etmesi nedeniyle katılanın 15.02.2018 tarihli rapora göre basit şekilde yaralandığının tespit edildiği, dolayısıyla her iki olayda da 5237 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesindeki hükümlerin uygulanma şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin bu husustaki temyiz talebi yerinde görülmemiştir.

2. Sanığın katılan mağdureyi farklı tarihlerde olmak üzere birden fazla kez rızası dışında cinsel amaçla aracı ile kaçırdığı, 2017 yılının Ağustos ayı içerisindeki eylem ile 2018 yılı Şubat ayında gerçekleşen eylemin aradan geçen süre itibariyle farklı suç kastı ile işlendiği ve fiili ve hukuki kesintinin gerçekleştiği dikkate alınmaksızın sanığın 2018 yılındaki eyleminin ayrı bir suç olarak gözetilmemesi ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 01.04.2021 tarihli ve 2019/2771 Esas, 2021/680 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2024 tarihinde karar verildi.