Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/1063 Esas, 2016/283 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, abonelik sözleşmesindeki imza yazının kendisine ait olmadığına ilişkindir.
1. Sanığın belirlenemeyen bir şekilde eski eşinin kardeşi olan katılanın nüfus cüzdanı fotokopisini ele geçirerek, katılanın nüfus cüzdanı bilgilerini kullanarak ve katılan adına imza atarak Digiturk aboneliği yaptığı ve Digiturk tarafından katılan aleyhine icra takibi yapılması üzerine Digiturk ile arasında 16.03.2012 tarihinde abonelik sözleşmesinin yapıldığını öğrendiği bu nedenle sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık suçlamaları kabul etmemiştir ancak oğlunun teyzesi olan katılanın oğlunun ısrarı üzerine abonelik yapmış olabileceğini, abonelik adresinde kısa bir süre oturduğunu, evden ayrıldıktan sonra bir dönem faturaları ödeyemediğini ancak sonrasında düzenli ödeme yaptığını beyan etmiştir.
3. Bilirkişi raporunda imzaların katılana ait olmadığı tespit edilmiştir.
4. Mahkemece sanığın savunmasına itibar edilmeyerek katılanın beyanı ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında sübut bulan özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
a. Sanığın katılan adına sahte abonelik sözleşmesi düzenletmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında; suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan, aynı Kanun’un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığa usulüne uygun şekilde önödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
hukuka aykırı bulunmuştur.
b. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda önödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında ve yine hükümden sonra 05.07.2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun‘un 52 nci maddesiyle 5809 sayılı Kanun‘a eklenen "Dava ve cezaların ertelenmesi“ başlıklı geçici 7 nci madde ile "kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir'' hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği, bozmayı gerektirmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 8.Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/1063 Esas, 2016/283 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2024 tarihinde karar verildi.