Davacı ... (kendisine asaleten ...'e velayeten) vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Genel Müdürlüğü ve diğeri aleyhine 25/01/2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02/02/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Davalı ...'nın temyizi yönünden;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, belediyeye ait su borusunun patlaması neticesinde karayolunda buzlanma oluştuğunu buna bağlı olarak meydana gelen trafik kazasında desteğin vefat ettiğini beyanla, uğranılan zararın davalılardan tazminini istemişlerdir.
Davalılar davanın zamanaşımına uğradığını beyanla, davanın reddini savunmuştur.
Davaya konu zarar davalı ... başkanlığının kamu hizmeti niteliğindeki idari faaliyetleri sırasında meydana gelmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 2. maddesi hükmünce talep bir tam yargı davası niteliğindedir ve bu davalara bakma görevi idari yargı yerine aittir. 6100 sayılı HMK. 114 maddesinde de yargı yolu dava şartları arasında sayılmış olup dava şartlarının mevcudiyeti mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilecektir. Bu durumda mahkemece davalı ... hakkındaki davanın yargı yolu bakımından reddedilmesi gerekirken esastan incelenmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Davalı ... Genel Müdürlüğü'nün temyizi yönünden:
Zamanaşımı, bir def'i olup taraflarca ileri sürülmedikçe mahkemece dikkate alınamaz. Def'iler ve bu def'ilere ilişkin vakıalar savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında yer alırlar. (Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes: HMK hükümlerine göre Medeni Usul Hukuku: Ankara 2011/12 Bası, sayfa: 971) Somut olayda, dava dilekçesi davalıya 09.02.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı yasal süresi geçtikten sonra 18.03.2011 havale tarihli cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuştur. Davacı taraf da cevaba karşı cevap dilekçesi ile davanın zamanaşımına uğramadığını savunmuştur ancak açıkça davalının zamanaşımı def'ini süresinde ileri sürmediğini belirterek def'iye karşı
koymamış ve davalı tarafından savunmanın genişletilmesine rıza göstermiştir. Şu durumda, davalının zamanaşımı def'inin incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile olay tarihi olan 28.03.2002 tarihinden itibaren BK. 60/1-2. maddesinde düzenlenmiş olan zamanaşımı süreleri geçtikten sonra, 25.01.2011 tarihinde açılan davada, işin esasına girilerek, kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı ... yararına ve (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı ...Genel Müdürlüğü yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.