Dolandırıcılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, 08.01.2010 günü katılana ait iş yerinden peşinatı 11.01.2010 günü vereceğini, bakiyesine de taksit yapacağını belirterek, iki adet el dokuma halı satın aldığı, katılanın aynı gün sanığın gösterdiği adrese halıları teslim ettiği, herhangi bir ödemede bulunulmaması üzerine 12.01.2010 günü katılanın sanığı aradığı, sanığın halıları iade edeceğini söylemesi üzerine, katılanın verilen adrese gittiğinde, kimsenin olmadığını öğrendiği, sanığın bu şekilde halıların bedelini ödemeyerek dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; sanık savunmaları, katılan beyanları ve dosya kapsamına göre; sanığın baştan itibaren dolandırıcılık kastı ile hareket ederek hileli davranışlarda bulunup haksız yarar sağladığı anlaşıldığından, eyleminin hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaşma kapsamına giren ve TCK'nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, 15/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.