İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A. Tebliğname Yönünden
Sanığın 13.09.2018 tarihinde katılan ...'ın yanına gelerek elinde iki tane arsa olduğunu, bu arsaları satmak istediğini söylemesi üzerine katılan ile pazarlık yaptıkları, arsaları katılana gösterdiği ve aynı gün saat 17.00 sıralarında iki arsanın 80.000,00 TL karşılığında satılması konusunda anlaştıkları, katılanın anlaşma gereği 2.000,00 TL kaparo verdiği, olay tarihi olan 17.09.2018 tarihli ise katılanın bankadan 80.000,00 TL çekerek sanıkla Kemalpaşa Mahallesinde Süleymaniye sokakta bulunan eski bir binanın önüne gittikleri, sanığına katılanı eski bir binanın içine sokmaya çalıştığı, ancak katılanın şüphelendiği için girmediği, sanığın paraları görmeden notere gitmeyeceğini söylemesi üzerine paraları gösterdiği, bu sırada sanığın katılanı eliyle iterek 20.000,00 TL parayı elinden zorla aldığı ve hızlıca kaçtığı, katılanın yaşlı olması sebebiyle kendisini savunamadığı ve şahsın peşinden koşamadığı şeklinde gerçekleşen olayda, her ne kadar katılanın kollukta verdiği 17.09.2018 tarihli ilk ifadede "poşeti elimde görünce parayı elimden kaptı ve hızlıca uzaklaştı, ben şahsın peşinden gitmek istedim ancak yaşlı olmamdan dolayı yetişemedim ve şahsı kaçırdım" şeklinde beyanda bulunmasına rağmen hemen akabinde 19.09.2018 tarihinde verdiği ek beyanda "Ben hasta bir insanım. Pankreasım ameliyat ile alınmıştır, bu yüzden güçsüzüm ve kendimi savunmakta güçlük çekiyorum. Olay tarihinde ... isimli şahıs elimde bulunan 20.000,00 TL parayı zorla aldığında kendimi savunamadım" dediği, kovuşturma aşamasında gerek duruşmada gerekse uluslararası adli iş birliği yoluyla alınan beyanlarında ise, "Bu arada şahıs beni bir eli ile geriye doğru itti, aynı zamanda diğer eli ile de elimde poşet içindeki 20.000,00 TL paramı aldı. Orada bulunan duvardan atlayıp gitti" şeklindeki beyanları göz önüne alındığında, sanığın katılanın elindeki parayı cebir kullanarak aldığı anlaşıldığından Tebliğnamedeki sanığın eyleminin hırsızlık suçunu ihlal ettiğinin gözetilmemesi sebebiyle bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Temyiz İtirazları Yönünden
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, özellikle aralarında iftira atmayı gerektirecek bir hsumet bulunmayan katılanın beyanları, sanığın savunmalarındaki tevil yollu ikrarı ve tüm dosya kapsamı gözetildiğinde sanık müdafiinin temyiz sebeplerine yönelik hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.10.2021 tarihli ve 2020/2089 Esas, 2021/3537 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bafra Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

10.06.2024 tarihinde karar verildi.