Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, davalıların hiç bir akdi ve kanuni sebebe dayanmaksızın dava konusu 3129 ada 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan zemin+5 katlı binanın tamamını ikematgah olarak kullanmak suretiyle işgal ettiklerini öne sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 01.08.2007-31.07.2012 tarihleri arasına ilişkin 43.347,00 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren kademeli faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 10.02.2015 tarihli dilekçe ile talebini 62.311,72 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın müvekkiline murisinden intikal eden yer olduğunu, müvekkilinin murisi 1960’lı yıllardan beri mevcut yeri kullandığını, vergi, harç ve diğer yükümlülüklerini sürekli olarak eksiksiz yerine getirdiğini, birçok dairenin murisin tasarrufu ile boş kaldığını, dava konusu taşınmazın 4706 Sayılı Yasa kapsamında kaldığını, 4706 Sayılı Yasa’nın Geçici 4. maddesi ve muris adına düzenlenen tapu tahsis belgesi uyarınca müvekkilin haksız ve dayanaksız bir kullanımının söz konusu olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalılar Rabiye, Resmiye ve Kiraz, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan binada diğer davalılar olan anneleri ve erkek kardeşlerinin oturduklarını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Diğer davalılar usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde cevaplarını bildirmedikleri gibi duruşmalara da katılmamışlardır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca davanın kabulü ile 62.311,72 TL ecrimisil bedelinin 43.374,00 TL’nin dönem sonu itibariyle, 18.937,72 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 10.02.2015 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
TMK'nin 683. maddesinde ''Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir'' şeklinde düzenlenmiştir.
Öte yandan, elatma haksız eylem olup, elatmanın önlenmesi davaları da haksız eylemi gerçekleştiren kişi ya da kişiler aleyhine açılabilir.
Somut olaya gelince, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki, dava konusu 3129 ada 12 (yeni 3581 ada 3) parsel sayılı taşınmazın arsa niteliği ile ... Vakfı adına kayıtlı olduğu, bilirkişi raporuna göre üzerinde tapu kaydında yer almayan bodrum+zemin+5 katlı bina olduğu, davacı vekilinin davalıların hiç bir akdi ve kanuni nedene dayanmaksızın anılan binayı ikamet olarak kullandıklarını, davalı ... vekilinin anılan binaya ilişkin davalıların murisi adına düzenlenmiş tapu tahsis belgesinin bulunduğunu, davalılar Rabiye, Resmiye ve Kiraz’ın ise dava dilekçesinin aksine taşınmazda ikamet etmediklerini iddia ettikleri, Mahkemece muris adına düzenlenmiş tapu tahsis belgesi olup olmadığının ilgili kurumdan sorulmadığı, davalıların adreslerinin araştırılması için kolluğa yazılan müzekkere cevabına göre davalılardan Kiraz, Rabia ve Resmiye’nin dava konusu adreste oturmadıklarının bildirildiği, dosya içerisindeki nüfus kayıt örneklerine göre mernis adreslerinin farklı adresler olduğu, yine dava dilekçesinin de diğer davalılardan farklı olarak dava konusu adreste tebliğ edilmediği, buna rağmen Mahkemece anılan hususlarda yeterli araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmıştır.
Hâl böyle olunca Mahkemece; yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, özellikle; taşınmaz üzerinde yer alan binanın hangi bölümünde kimin ne surette tasarrufta bulunduğunun, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davalıların murisi adına düzenlenmiş tapu tahsis belgesi olup olmadığının, varsa taşınmazı kapsayıp kapsamadığının açıklığa kavuşturulması, bu konuda tarafların gösterdikleri ve gösterecekleri delillerin eksiksiz toplanması, tanıkların bu hususta etraflıca beyanlarının alınması, bundan ayrı olarak toplanacak deliller, toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi