İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki düzeltme çalışmasına itiraz ile tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, düzeltme çalışmasına itiraz talebi yönünden davanın reddine, tapu iptali ve tescil talebi yönünden ise mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin taşınmazın 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan teknik hataların düzeltilmesi çalışmasına itiraz talebine ilişkin karar yönünden kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... ve müşterekleri dava dilekçelerinde özetle; tapuda orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı bulunan İstanbul ili Silivri ilçesi ... Mahallesi 4853 parsel sayılı taşınmazın orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi çalışmasında orman sınırları içine alındığını, ancak taşınmazın orman vasfında olmadığını belirterek, 4853 parselin orman vasfında olmadığının tespiti ile taşınmazın orman sınırları içine alınmadan önce murislerinin tapulu arazisi olduğu nazara alınarak 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) sayılı Kanun'un 7 nci maddesi gereğince adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava konusu taşınmazın, 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmasında, devlet ormanı içerisinde kaldığı; 3302 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmasında orman sınırı dışına çıkartıldığı; sonrasındaki süreçte, çekişmeli taşınmazın, eylemli orman olması nedeniyle Orman Bölge Müdürlüğüne tahsis edilerek vasfının orman olarak değiştirildiği, başka bir deyişle dava konusu taşınmazın cari mevzuat ve işlemler kapsamında, hukuken orman vasfına haiz olduğu, yapılan düzeltme çalışmasında taşınmazın orman olarak gösterilmesinin doğru olduğu, tapu iptal ve tescil talebi yönünden ise Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı" gerekçesiyle, 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmaların iptaline yönelik açılan davanın reddine, davacının taşınmazın kendi adına tescil edilmesine yönelik talebi açısından mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... dava konusu İstanbul, ili Silivri ilçesi Çanta Mahallesi 4853 parsel sayılı taşınmazın, 1998 yılında 2924 sayılı Yasa uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında tarla niteliğiyle ... adına tespit gördüğü ve beyanlar hanesinde taşınmazın ... mirasçılarının kullanımında olduğunun belirtildiği ve tespitin kesinleşerek tapuya tescil edildiği, tescilden sonra Defterdarlık Avrupa Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının 28.06.2010 tarih ve 1071 sayılı Olur' u ile "eylemli orman alanı olarak kullanılmak üzere" Orman ve Su İşleri Bakanlığı ... adına tahsis edildiği ve 04.04.2011 tarih 5028 yevmiye nolu işlem ile tapuda taşınmazın niteliğinin orman olarak düzeltildiği ve halen orman olarak kayıtlı bulunduğunun anlaşıldığı, bu tür yani eylemli orman olması nedeniyle veya eylemli orman olmamakla birlikte ağaçlandırılmak üzere Orman Yönetimine tahsis edilen yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı gibi, bu tür taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesine, ya da gerçek kişiler tarafından taşınmaz hakkında kendi lehlerine bir hak doğuracak şekilde dava açma olanağı olmadığı, idarî yargıda, taşınmazın orman olarak kullanılmasına yönelik idarî tahsis kararı iptal edilmedikçe veya idarece tahsis kararı kaldırılmadıkça tahsis işlemi geçerliliğini sürdüreceğinden, dava konusu 4853 parsel sayılı taşınmaz orman niteliği ile tapuda kayıtlı olduğundan, 6292 sayılı Kanun'un 11 inci Maddesine göre yapılan teknik hataların düzeltilmesi işlemi sonucu oluşturulan orman kadastro haritasında da orman sınırları içerisinde bırakılma kararının doğru olduğu, ayrıca 6292 sayılı Kanun'un 11 inci maddesine göre yapılan çalışmalara karşı açılacak davalarda mülkiyete yönelik taleplerin incelenemeyeceği, bu değerlendirmenin kadastro mahkemesinin görevinde bulunmadığı" gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
teknik hataların düzeltilmesi çalışmasına itiraz ile tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1943 yılında 3116 sayılı Kanun gereğince 1943 yılında ilk orman tahdidi, 1984 yılında arazi kadastrosu, 09.09.1991 de ilan edilerek kesinleşen 3302/2-B madde uygulaması, 2010 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) EK-4 üncü maddesi uyarınca güncelleme, 2017 yılında 6292 sayılı Kanun'un 11/10 uncu maddesi uyarınca orman kadastro haritalarında teknik hataların düzeltilmesi ve 2021 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi çalışmaları bulunmaktadır.
1. Davacılar vekilinin, görevsizlik kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; 6100 sayılı Kanun'un 362/1-c bendi gereğince, bölge adliye mahkemelerinin, yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararları ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararları kesin olup, temyiz edilemez.
Somut olayda; davacılar, 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca 4853 parsel (yeni 155 ada 43 parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesi talebinde bulundukları ve İlk Derece Mahkemesince da, bu talep yönünden mahkemenin görevsizliğine kararı verildiği, bu kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddedildiği anlaşılmakta olup, anılan kanun hükmü gereğince verilen bu kararın kesin olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin görevsizlik kararına yönelik temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacılar vekilinin, 6292 sayılı Kanun'un 11/10 ncu maddesi uyarınca yapılan teknik hataların düzeltilmesi çalışmasında taşınmazın orman sınırları içinde gösterilmesinin iptali isteminin reddine dair hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin tapu iptali ve tescil davasında verilen mahkemenin görevsizliğine ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin REDDİNE,
Davacılar vekilinin, teknik hataların düzeltilmesi çalışmasına itiraza ilişkin davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.