Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı ... vekilinin duruşma isteminin miktardan reddi ile temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.11.2008 tarihinde davacı yolcunun içinde bulunduğu davalı ...'in sevk ve idare ettiği, davalı ...Ş. tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan araç ile davalı ...Ş. tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan, davalı ...'un sevk ve idare ettiği aracın karıştığı çift trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, maddi ve manevi olarak zarara uğradığını iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL beden gücü kaybı nedeniyle maddi tazminatın sürücüler yönünden kaza tarihinden sigorta şirketleri yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan ortaklaşa ve zincirleme tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; maluliyet tazminatı talebini toplam 145.217,65 TL'ye artırmıştır.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; kazanın davalı ...'un kaza sırasında yüksek derecede alkollü olması nedeniyle meydana geldiğini, davacının alkollü olan arkadaşının aracına binmek suretiyle müterafik kusurlu olduğunu ve %25 veya daha fazla indirim yapılması gerektiğini, davacının işgücü ve meslekte kazanma gücü oranının tespit edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 18.09.2019 tarihli ve 2015/984 Esas, 2019/694 Karar sayılı kararıyla; tarafların iddia ve savunmalarına, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre dosya kapsamı ile alınan bilirkişi raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan maddi tazminat davasının kabulü ile 145.217,65 TL'nin davalılardan 2918 sayılı Yasanın 88 inci maddesi gereği müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bu miktar alacağa davalılar ... ve ... bakımından kaza tarihi olan 27.11.2008 tarihinden itibaren, diğer davalılar bakımından 12.07.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar vermek gerektiği, davacının bedensel zararına sebep olan ve her iki davalı tarafından sebep olunan trafik kazası eylemi her ne kadar taksirle işlenen bir haksız fiil niteliğinde ise de vaki kazada davacının %17 oranında çalışma gücünü kaybetmiş olması karşısında bu oranının yüksekliği ve iyileşme süresinin 18 ay gibi uzun bir süreye tekabül etmesi nedeniyle davacının bu süre boyunca acı çekmiş olması da nazara alınmak suretiyle hükmedilecek manevi tazminatın davacının zenginleşmesine ve davalıların ekonomik olarak fakirleşmesine neden olmayacak düzeyde olmak kaydıyla takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın 2918 sayılı kanunun 88 inci maddesi ile zarar sebep olan kişilerin zarardan müteselsilen sorumlu olmaları bakımından maddi ve manevi zarar ayrımı yapılmadığından hükmedilen manevi tazminatın her iki sürücü davalıdan kazanın meydana geldiği 27.11.2008 tarihinden itibaren müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiği gerekçesi ile; maddi tazminat davasının kabulü ile, 145.217,65 TL'nin davalılar ... ve ... bakımından kaza tarihi olan 27.11.2008 tarihinden itibaren, diğer davalılar bakımından 12.07.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve Nuri Söyülmez bakımından 27.11.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının davaya konu taleplerini artırdığı ıslah tarihi itibariyle alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, maluliyet oranının, dava süresince alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarında birbirleriyle örtüşmediğinden bu çelişki giderilmeksizin ve maluliyetin kazayla illiyet bağı olup olmadığı tespit edilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının eğlence dönüşü alkollü olduğunu bildiği kişinin aracına binerek uğradığı zarara kendi kusuru ile sebep olduğundan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin kullandığı tır ile işini yaptığı ve kaza tarihinde müvekkilinin işi gereği yük götürmek zorunda olduğu dava dışı Organik Kimya San. Tic. A.Ş.'ye davanın ihbar edilmemesi ve işbu şirketin davada kusur oranının değerlendirilmeyerek müvekkiline % 80 kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kazanın meydana geldiği yerde, dava dışı şirket fabrikasının güvenlik kameraları bulunduğu halde, hükme esas alınan ATK raporunda işbu kayıtlar incelenmeksizin müvekkiline kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, kaza tarihinden itibaren işleyecek 11 yıllık faizi ile birlikte hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf dava dilekçesinde belirsiz alacak ifadesi de kullanarak, belirsiz alacak davası olarak tazminat talep ettiği, zararını gelişen durum nedeniyle bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak öğrendiği, belirsiz alacak davasında zamanaşımının yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1 inci maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırmasının mümkün olduğu HMK'nın 107/2 nci maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri ile ceza dosyasında alınan raporda irdelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazının yerinde olmadığı, ATK kusur raporunda; sürücü ...'in %20 oranında, diğer sürücü ...'un ise %80 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkemece hükme alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü, kaldı ki yargılama sırasında davalı vekili kusur raporuna itiraz etmediğinden davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu, olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1 inci maddesi kapsamında davacı lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu, yargılamanın seyri esnasında davanın ihbarı talep edilmediğinden bu yöndeki istinaf talebinin de yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre olay tarihinde davacının da arkadaşı olan sürücü ... ile araçta bulunan diğer yolcu olan şahısların birlikte alkol aldıkları, daha sonra araca bindikleri bu durumda davacının kaza sırasında alkollü olduğunu bildiği sürücü ...'in aracına bindiği nazara alındığında hesaplanan tazminattan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları da göz önüne alınarak %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle maddi tazminat davasının kabulü ile 145.217,65 TL'nin (davalı ... Akyol 116.174,12 TL'den sorumlu olmak kaydıyla) davalılar ... ve ... bakımından kaza tarihi olan 27.11.2008 tarihinden, diğer davalılar bakımından 12.07.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline, davalı ... bakımından fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve Nuri Söyülmez bakımından 27.11.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesinde müterafik kusur indirimi yapılmasına ilişkin bir savunma olmadığını, savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediklerini, davacının bindiği aracın sürücüsünün alkollü olmakla birlikte kusurunun % 20 olduğunu, karşı aracın % 80 kusurlu olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının kendi kusurundan menfaat sağlamaya yönelik hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; ıslah tarihi itibariyle ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğradığını, bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, ceza mahkemesinde alınan ATK raporu ile mahkemece alınan ATK raporunun çelişkili olduğunu, çelişki giderilmeden, kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat yönünde de müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, ayrıca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacı ve dava dışı araç sürücüsünün birlikte alkol aldıklarını, müvekkili davalının ise işi nedeniyle orada bulunduğunu, müvekkiline % 80 kusur verilmesinin yerinde olmadığını, müvekkiline %80 oranında kusur verilmesinin yerinde olmadığını, işverenin de kusurunun değerlendirilmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarı ve faiz başlangıcının kaza tarihi olarak belirlenmesinin müvekkili açısından fakirleştirecek boyutta olduğunu, reddedilen kısım üzerinden vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... şirketleri tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçeleri ile teminat altına alınan, diğer davalıların sürücüsü olduğu araçların karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacı yolcunun iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve müterafik kusur indirimi yapılmasında hata bulunmamasına, zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına, maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmasına, manevi tazminatın kanun ve Yargıtay içtihatlarına ve hakkaniyete uygun belirlenmiş olmasına, davacının yolcu olması ve kazanın oluşmasında kusuru bulunmamasına, manevi tazminata ilişkin faiz başlangıcının doğru belirlenmesine göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı lehine hesaplanan tazminattan, davacının müterafik kusuru nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan %20 oranında indirim sonucu belirlenen tazminat tutarı hüküm altına alınırken, davacı taraftan kaynaklanan zararı ağırlaştırıcı durum nedeniyle davanın kısmen reddine karar verildiğinden, müterafik kusur indiriminden dolayı davalı yararına reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücreti takdir edilmemiş olması doğru değildir. Ancak belirlenen bu hatanın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasına 4 numaralı bentten sonra gelmek üzere 5 numaralı bent eklenmek suretiyle "Davalı ... vekil ile temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 5.100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.06.2024 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43. ve 44. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet indirimi ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyecek olmasına göre, kararda bir isabetsizlik bulunmamakla kararın onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun düzelterek onama kararına katılmıyoruz.