İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyiz etmeye hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/274 Esas, 2021/393 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (b) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
4. 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşullarının oluşmadığına,
İlişkindir.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Dosya kapsamına göre, sanığın uyuşturucu madde satma eyleminin araç içerisinde gerçekleştiği anlaşılmakla, araçlar “umumi veya umuma açık yer” kapsamında olmadığından 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının "b" bendinin uygulanma koşulları bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında hükmedilen temel ceza üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca artırım yapılması hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ... ve Üye Dr. ...'in sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığına dair değişik gerekçeleri ile Üye ...'in sanık hakkında verilen hükme ilişkin temyiz istemlerinin esastan reddine karar verilmesi gerektiğine dair karşı oyu ve oy çokluğuyla hükmün BOZULMASINA, bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.06.2024 tarihinde karar verildi.
D E Ğ İ Ş İ K G E R E K Ç E
Olay ve fiziki takip tutanağı, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrıca işlem yapılan tanıklar Fatih ve Mehmet'in beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; olaydan önce birlikte uyuşturucu madde satın almaya karar veren tanıkların, suç tarihinde sanıkla buluşarak aynı anda sanıktan uyuşturucu madde aldıkları görülerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinde yazılı biçimde seçimlik hareketler içeren ve doğal anlamda birden fazla hareket olmasına rağmen hukuki anlamda tek tipik hareketin varlığı kabul edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işleme iradesi ile hareket eden sanığın, olay yerinde buluştuğu uyuşturucu madde kullanıcısı olan ve suçun mağduru olmayan iki kişiye uyuşturucu madde verme eyleminin; tek bir iradi karar ile yani tek uyuşturucu madde ticareti yapma kararı altında aynı yerde birbirini takip eden hareketlerle “değişik zaman” olarak kabul edilemeyecek aynı zaman dilimi içerisinde gerçekleştiği, atılı suçun niteliği gereği birbiriyle bağlantılı birden fazla hareketin kendi içerisinde bir bütün oluşturduğu, dış dünyaya yansıyan birden fazla bedensel hareket olsa da hukuki anlamda tek fiille gerçekleştiği, birden fazla suçun oluşmadığı, dolayısıyla olayda zincirleme suçun tipikliğine uygun biçimde birden fazla suçun mevcut olmadığı, eylemin bir bütün halinde tek suç oluşturduğu, bu itibarla sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığı; ancak 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca sanığın kastının ağırlığı ve güttüğü amaç gözetilerek cezasının alt sınırın üzerinde tayin edilmesi gerektiği, dolayısıyla bozma kararına bu gerekçenin de eklenmesinin isabetli olacağı düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne değişik gerekçeyle iştirak ediyoruz.10.06.2024
K A R Ş I O Y G E R E K Ç E S İ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2021 tarihli 2020/327 Esas ve 2021/145 sayılı kararı gereğince özel araçların "umumi veya umuma açık yer" kapsamında olmadığı, bu sebeple dosyamızda 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrası (b) bendinin uygulanma koşulları bulunmadığı şeklindeki çoğunluk görüşüne; yasa koyucunun fıkrada belirtilen kurumların özelliğini ve burada verilen hizmetin niteliğini gözeterek söz konusu düzenlemeyi yapmış olması, sözü edilen kurumlara 200 metreden daha yakın mesafede aracın uyuşturucu satışı için tezgah gibi kullanılması halinde satıcının araca uyuşturucu almak için binip inecek şahısları denetleyerek ve aralarında ayrım da yapmayacak olması, aracın satış sırasında özel amaçla değil ticari amaçla kullanılıyor olmasının da araca binecek kişiler arasında ayrım yapılmadığı hususunu doğruladığı tüm bu hususlar nazara alındığında umumiyet hususunun da gerçekleştiği, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrası (b) bendi ile artırım yapılmasının yasa koyucunun amacına uygun olduğu gerekçesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 10.06.2024