Dava dilekçesinde 4.000 TL için menfi tespit istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili, davacının çocuğu için takdir edilen iştirak nafakalarını ödediğini, dekontlarını sunduğunu, davalının buna rağmen kötüniyetli olarak icra takibi yaptığını belirterek birikmiş iştirak nafakası açısından davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, yapılan ödemenin iştirak nafakası borcu ile ilgisinin olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Mahkemece, davanın kısmen kabul edildiği; davanın kabul edilen bölümü için kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına 1200 TL vekalet ücreti takdir edildiği halde; davanın reddedilen bölümü için kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına avukatlık asgari ücret tarifesine göre vekalet ücreti takdir edilmemesi isabetli bulunmamıştır.

Yukarıda anılan nedenle eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.