Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 4.000,00 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde, içinde iki ev bulunan taşınmaza tarafların birlikte malik olduklarını, davalının dava konusu taşınmazda yıllardır oturduğunu, bu nedenle 10 yıllık kira gelirine denk gelecek şekilde 4.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın taraflara dedelerinden kaldığını, müvekkilinin diğer mirasçılarla görüşerek onların hisselerini devraldığını, davacı ile de hisse devri hususunda 1992 yılında anlaşma yapıldığını, davacının taşınmaz üzerindeki miras hissesini müvekkiline satıp parayı almasına rağmen hissenin tapuda resmi olarak devrine yanaşmadığını, intifadan men şartının gerçekleşmediğini, haksız işgal tazminatının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek, 5 yıllık ecrimisil bedeli olarak 2.458,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, ecrimisile konu taşınmazda taraflar paydaştır. Paydaşlar kural olarak intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi; ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğini davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. İntifadan men; dava şartı olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir. İntifadan men şartı yemin dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Somut olayda, davalı dava konusu taşınmazı bizzat mesken olarak kullanmaktadır. Davacının ecrimisil talebinin kabulü için öncelikle intifadan men koşulunun gerçekleşmiş olması gerekir. Davalının dava tarihinden önce intifadan men edildiğine dair davacı tarafça dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Davacı tarafından davalıya çekilmiş bir ihtarname bulunmadığı gibi, tanık beyanlarından da, davalının intifadan men edildiği hususu anlaşılamamaktadır.
Mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler gözardı edilerek; davalı paydaşın bizzat mesken olarak kullandığı yer bakımından intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği yeterli şekilde araştırılmaksızın, eksik inceleme ile davanın kabulü yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.O halde mahkemece yapılacak iş; davacı tarafın dava dilekçesinde "...ve diğer deliller" demek suretiyle yemin deliline de dayandığı kabul edilerek; intifadan men koşulu ile ilgili davacı tarafa, davalı tarafa yemin teklif etme hakkının olduğu hatırlatılarak, sonucu dairesinde hüküm kurmak olmalıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.