HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Birecik Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2015 tarihli ve 2013/593 Esas, 2015/22 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan her bir katılana yönelik eylemi nedeniyle iki kez, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca, 1 yıl 3 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Birecik Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2015 tarihli ve 2013/593 Esas, 2015/22 Karar sayılı kararlarının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 04.10.2017 tarihli ve 2017/19564 Esas, 2017/19489 Karar sayılı kararı ile, sanığa yüklenen suçun 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendindeki suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirilmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu anlaşılmış ise de; 10/06/1942 tarihli ve 26-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.05.2000 tarihli ve 111-117; 27.12.2011 tarihli ve 2010/1-158-2011/296 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere merci tayini kararları kesin olup, tekrar değerlendirme konusu yapılamayacağı belirlenerek yapılan incelemede, uzlaştırma işlemlerinin uygulanması zorunluluğu nedeniyle bozma kararı verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Birecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2021 tarihli ve 2018/222 Esas, 2021/99 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, her iki katılana yönelik eylemleri nedeniyle iki kez, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca, 1 yıl 3 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında hukuki olmayan gerekçeyle 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmaması nedeniyle bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
1.Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın atılı suçu işlemediğine,
2.Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.
1. Katılan ...'ı telefonla arayıp kendisini terörle mücadele şubesinden aradığını isminin Başkomiser ... olduğunu, telefonun Savcılık kanalıyla dinlenmekte olduğunu, adına 4 adet telefon hattı çıkarıltıldığını, bu kişileri yakalamak için savcılık ile irtibatta bulunulduğunu, kendilerine yardım etmesi gerektiğini ifade ederek, katılanın kendi hesabından 9.530,00 TL parayı çekerek sanığa ait hesabına yatırılmasını sağladığı, söz konusu paranın sanık tarafından çekildiği, aynı gün katılan ...'i telefon ile arayarak kendisini komiser olarak tanıtan şahsın, emniyetten aradığını beyan ederek adına 4 adet kredi kartı çıkartıldığını, yurt dışına 150.000,00 TL para gönderildiğini bu şahısları yakalamak için yardımcı olması gerektiğini beyan ederek katılanın sanığa ait hesaba 9.000,00 TL para yatırmasını sağladığı, yatırılan paranın sanık tarafından bankadan çekilmek istenirken kolluk görevlilerince yakalandığı iddiasıyla sanık hakkında iki kez dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, olay günü parkta otururken daha önce tanımadığı kişilerin yanına gelerek sohbet ettiklerini, kendilerine para geleceğini ancak banka hesabını kullanamadıklarını söyleyerek kendisinden hesap numarası istediklerini, kendisinin de yardımcı olmak amacıyla hesap numarasını verdiğini, gelen parayı çekerek bu şahıslara verdiğini beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Bozma sonrası dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği fakat uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır.
4. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, katılanların beyanları, uzlaştırmanın sağlanamadığına dair rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasının sanık lehine olduğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
A. Tebliğname Yönünden
Sanığın tekerrüre esas olabilecek ilama konu 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun, 7188 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinde yapılan değişiklikle uzlaşma kapsamına alınmış olması, tekerrüre esas olabilecek ilama konu diğer suçun 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun ek 5/1 maddesi kapsamında olduğu, söz konusu Kanun da suç tarihinden sonra yapılan değişikliklere ilişkin uyarlama yapılıp yapılmadığı denetlendikten sonra sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
1. Tüm dosya kapsamı itibarıyla, Mahkemenin suçun sübutuna ilişkin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararlarda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünün açıklanan nedenlerle, Birecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2021 tarihli ve 2018/222 Esas, 2021/99 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.06.2024 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.