Dava dilekçesinde 50.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının belediyenin asansörünün düşmesi sonucunda ayağının kırıldığını, daimi sakatlığı nedeni ile işgücü ve kazanç kaybına uğradığını, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 15.000 TL maddi tazminatın ve 35.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 5.kattan 4 kişilik asansöre 5.kişi olarak bindiğini, asansörün aşırı yük nedeni ile duramayıp kaydığını, belediyenin kusurunun olmadığını, tazminatın yüksek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 31.240,84 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın 31.01.2011'den itibaren yasal faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davalı kurum, zararlandırıcı sonucun doğmasına neden olan asansör düşmesi nedeni ile Borçlar Kanunu'nun 58.maddesi gereğince zarar görene karşı sorumludur. Maddenin düzenlenme biçimi itibariyle tehlike esasına dayalı kusursuz sorumluluk hali söz konusudur. Gerek yapım ve gerekse bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlı sonuçlardan davalı kurum sorumludur. Sorumluluktan kurtulmanın koşulu ise; zarar ile, yapım bozukluğu ve bakım eksikliği ararsındaki nedensellik bağının kesilmiş bulunmasıdır.Olay ile ilgili dinlenen tanık anlatımı bizzat görgüye dayalı olup beyandan; olay günü 4 kişilik asansöre 5 kişinin bindiği, önce asansördeki elektriğin kesildiği, hızlı bir şekilde düştüğü ardından asansörün hızla zemine çakıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, hükme dayanak alınan bilirkişi raporlarının incelenmesinde; kusur raporunun iki kişilik makine mühendisi tarafından, meslekte kazanma gücü kaybı raporunun bir kişilik adli tıp uzmanı tarafından, maddi zarar raporunun bir kişilik sigorta hakemi tarafından hazırlandığı anlaşılmaktadır.Dosyaya sunulan tüm bilirkişi raporlarına davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununun 16/2 maddesi (c) bendi gereğince Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas kurulu "meslekte kazanma gücü kaybı" hususunda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle görevli kılınmıştır. Şu halde, davacının kazadan dolayı meslekte kazanma gücü kaybı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekecektir.HMK. 281/2,3.maddesinde; "mahkeme bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi tayin edeceği duruşmada sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yani görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir", 282.maddesinde; "Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbeştçe değerlendirir" düzenlemesi yeralmaktadır.Mahkemece, HMK. 281.maddesine aykırı olacak şekilde bilirkişi raporlarının uğradığı itirazlar karşılanmadan karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.Mahkemece yapılacak iş, meslekte kazanma gücü kaybının Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenmesinin sağlanması, kusur raporu ve maddi zarar raporu yönünden de itirazların karşılanabilmesi için bilirkişilerden ek rapor alınması yeterli olmaz ise yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak varılacak uygun sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Eksik incleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.